| Sonraki »

20/10/2007

Din Nedir?

Din,inanç için ortaya çıkartılan yoldur.Bu yol sadece bir şekilde ortaya çıkartılır.İnsan tarafından.Ortaya çıkartılan bu yollar çok çeşitlidir.Yeryüzünde farklı dinlere mensup milyonlarca insan yaşamakta.Bu kadar çok farklı dinin ortaya çıkmasındaki neden ne olabilir?Bunun nedeni inanılan şeyin mutlak bir gerçeklik olmamasıdır.

 

Yeryüzünde iki çeşit inanış vardır.

1.Maddi inanış

2.Manevi inanış

 

Maddi inanışta insanlar;gözle görülebilir,elle tutulabilir,hissedilebilir yani duyularımız ile algılayabildiğimiz şeylere inanırlar.En basit örnekle,güneşe,aya,gökyüzüne,dağa,suya vs.

 

Manevi inanışa sahip insanlar ise;varolduğu varsayılan ilahi bir Güç’e(Yaratıcı) inanırlar.Varsayımları ve yanlış inanışları ortadan kaldırabilmek için Yaratıcı yüz binlerce yılda binlerce peygamber göndermiş.Peygamberlere kısaca,”Yaratıcı tarafından müdahale edilerek bir takım insan üstü güçlere ve meziyetlere sahip kılınmış elçilerdir” diyebiliriz.Bu elçilerin her biri kendine ait bir yol(din) ortaya çıkartmışlardır.Bu yolların her birinin ortak özelliği tek bir ilahi Yaratıcı’yı işaret etmeleridir.Yani bu yolların sonunda tek bir noktaya çıkarsınız,Yaratıcı’ya.

 

Peygamberlerin kitapları da olmasına karşın bu kitaplardaki bilgilerin tartışılabilir olduğu bir gerçektir.Emin olduğumuz tek şey,işaret edilen tek bir ilahi Yaratıcı’nın varolduğudur.

 

Yaratıcı’nın yeryüzündeki insanlar arasından seçtiği son elçisi Hz Muhammed’dir.Ortaya çıkardığı İslam yolu ve gerçeğe en yakın olan Yaratıcı’nın sözlerini içeren bir kitabı(Kur’an-ı Kerim) vardır.Gerçeğe en yakın olan diyorum çünkü pek tartışma konusu yapılmak istenmese de yazılı olan metinlerin toplanıp kitap haline dönüştürülmesinde tartışmalı bazı noktalar vardır.

 

Kur’an-ı Kerim’in bir tek harfine bile dokunulmadığını veya kusursuz bir şekilde-en azından yazılı metinlerin kitap haline dönüştürülmesi sırasında-korunduğunu söylemek biraz yanlış olur diye düşünüyorum.

 

Bunun çokta önemli olmadığını bir kenara koyarsak asıl dikkatimizi vermemiz gereken nokta,Kur’an-ı Kerim’de anlatılmak istenenleri anlamak ve ona göre davranmaktır.

18/9/2007

Müslümanlar Cennete...Ya Diğerleri?

Diğerleri için de korkacak bir durum yok aslında.Bakın Yaratıcı Kuran-ı Kerim ’de bunu nasıl hükmetmiş.

 

Kuşkusuz (bu ilahi kelama) iman edenler ile Yahudi inancının takipçilerinden,Hıristiyanlardan ve Sabiilerden Allah’a ve Ahiret Günü’ne inanmış,doğru ve yararlı işler yapmış olanların tümü Rablerinden hak ettikleri mükafatları alacaklardır;ve onlar ne korkacak,ne de üzüleceklerdir.

Bakara suresi,62.ayet-Muhammed Esed meali

 

Bununla beraber başka bir noktaya daha dikkat çekmek istiyorum.

 

Gerçek şu ki, (bu ilahi öğretiye) inananlar,Yahudi inancına bağlı olanlar ve Sabiiler,Hıristiyanlar ve Mecusiler ve bir de,Allah’tan başka varlıklara tanrısal nitelikler yakıştıranlar arasındaki hükmü Kıyamet Günü Allah verecektir;çünkü Allah her şeye tanıktır.

Hac suresi,17.ayet-Muhammed Esed meali

 

Birçoğumuz Müslüman olduğumuz için kendimizi şanslı hissederiz.İnancın şansla hiçbir ilgisi yok aslında.Bütün bu peygamberler,kitaplar sadece ve sadece insan gibi yaşamamız ve Yaratıcımızı bilmemiz için gönderilmiştir.Evrensel anlamda kurtuluşun reçetesi,Muhammed Esed ’in de dikkat çektiği üç ana temel’e dayanmakta.

1.Allah’a iman.

2.Hesap Günü’ne iman.

3.Hayatta doğru ve yararlı işler yapmak.

Ancak yine de kafamızda oluşan soru işaretleri dağılmış değil.Nedir bunlar?

Her fırsatta örnek gösterdiğimiz Japonların durumu ne olacak?

Müslümanlığı kabul etmeden önceki Türklerin durumu ne olacak?

Yada geçmişte hiçbir şeyden habersiz volkan tanrısına inanan yerlilerin durumu ne olacak?

 

Burada Yaratıcı tarafından tahammül edilebilir yada edilemez durumlara bakmalıyız.

Eskiden Türklerin Tanrısı Gök Tengri idi.Tanrı kelimesi de oradan geliyor zaten.Japonların milli inancı Şintoizm’in temelinde de Gök Tanrı ve Yer Tanrısı var.Kızılderililerin de İlahi Tanrıları vardı.Yaratıcı yanlış bile olsa bu inanışların hiçbirine müdahalede bulunmamış.Ne zaman ki insanlar yanlış yollara sapmış,insan gibi yaşamanın dışına çıkmış ve kendisine eş, tahammül gösterilemeyecek tanrılar üretmişler,işte o zaman toplumlara müdahale gereği duymuştur.

 

Kuran-ı Kerim’de Cehennem’den de oldukça sık bahsediliyor.Dikkatimi çeken bir nokta var ki,oldukça düşündürücü.Cehennemi hak edenlerin orada sürekli kalacaklarından bahsediliyor.Bu beni bayağı korkuttu açıkçası.Eminim ki hiç kimse Kuran-ı Kerim’de bahsedilen Cehennem’de sürekli kalmayı istemez.O halde bugün Allah inancı olan her bireyin dini görevlerini yerine getiremese bile insan gibi yaşamaya çalışması gerekir.Yoksa altlarından ırmaklar akan Cenneti hiç göremeyecekler.Biz Müslümanlar için bile hiçbir şeyin garantisi yok.