« Önceki | Sonraki »

10/12/2008

Atatürk İle İnönü Kavgası

Birlikte çalıştıkları dönemde Atatürk İnönü arasında meydana gelen anlaÅŸmazlıklar ve kırgınlıklar ile Atatürk’ün ölümü üzerine on iki yıl süren milli ÅŸeflik döneminde İnönü’nün Atatürkçülük aleyhine yaptığı uygulamalar anlatılmakta, bu çeliÅŸkiler ortaya konulurken Atatürk’ün son baÅŸbakanı Celal Bayar ile yapılan karşılaÅŸtırmalar yer almaktadır.

1932 senesi ortalarında iÅŸlerin iyi gitmediÄŸini gören Atatürk Hükümetin icraatlarını denetlemeye baÅŸlamıştı. Eylül ayının ilk haftasında Yalova’da dinlenirken, çalışmalarından memnun olmadığı İktisat Bakanı Mustafa Åžeref Bey’i raporlu olduÄŸu halde çağırtır. Bu zat BaÅŸbakan İnönü’nün baÅŸarılı gördüÄŸü bakanlardan birisi olarak tanınıyordu. AkÅŸam yemekte Atatürk neÅŸeli tavırları ile dikkat çeker, ancak yemeÄŸin sonlarına doÄŸru sözü döndürüp dolaÅŸtırıp ahlak ve karakterine güvenilmeyenlere getirir ve Mustafa Åžeref Bey’e hitaben Sanayi Umum Müdürünü nasıl tanıdığını sorar. Dürüst ve çalışkan olduÄŸu cevabı karşısında son derece hiddetlenir. Onu hiç konuÅŸturmadan epeyce azarlar. Ertesi gün BaÅŸvekil İsmet PaÅŸa’nın gönlünü almak için yemeÄŸe davet eder. Yemek saati geçtiÄŸi halde İsmet PaÅŸa hayli geç kalır. Herkes yemeÄŸe geçer, bir müddet sonra İsmet PaÅŸa gelerek saÄŸa sola bakmadan yerine geçer oturur. Atatürk’ün neÅŸeli haline raÄŸmen İsmet PaÅŸa garsonlara akÅŸam gazetesi getirterek çarÅŸaf gibi açıp okumaya baÅŸlar. O günlerde İngiliz gazetelerinde yazan Atatürk’e Dizbağı NiÅŸanı verileceÄŸi haberleri üzerine konuÅŸulmak istenir, İsmet PaÅŸa yine ilgisiz kalır. YemeÄŸin sonunda herkes ayrılırken Atatürk İsmet PaÅŸa’dan biraz daha kalmasını ister, yan odaya geçerler ve Atatürk İsmet PaÅŸa’dan yemekteki tavır ve hareketlerinin hesabını sorar. Odadan çıkarken İsmet PaÅŸa’nın çok yorulduÄŸunu ve dinlenmesi gerektiÄŸini, sabahleyin baÅŸvekilliÄŸe kimin vekâlet edeceÄŸini söyleyeceÄŸini ifade ederek istirahata çekilir. Gecenin ilerleyen saatlerinde İsmet PaÅŸa tekrar köÅŸke gelir ve Salih Bozok’a Gazi’yi ne kadar çok sevdiÄŸini, varlığını O’na borçlu olduÄŸunu, görevden alınmamasını, bunun rakiplerin iÅŸine yarayacağını, birkaç gün müsaade edilirse yorgunluk gerekçesiyle kendisinin ayrılacağını Gazi’ye iletmesini rica eder, Salih Bozok Gazi’yi uyandırır ve iletir. Söylediklerini ertesi gün akÅŸam yemeÄŸinde toplum önünde münasip bir dille tekrarlarsa sorun kalmayacağına dair Gazi’nin cevabı İsmet PaÅŸa’ya iletilir ve sorun biter.

BaÅŸvekil İsmet Bey kiÅŸisel görüÅŸleri nedeniyle hayranlık duyduÄŸu için askeri alan yanında ekonomide de Sovyet Rusya modeli olan devlet tekeli olarak da deÄŸerlendirilen modeli uygulamaya geçirebilmek için Rusya’dan heyetler getirterek raporlar hazırlatmış, ancak uygulaması mümkün olmamıştır. Bu doÄŸrultuda hazırlatılan ekonomik plan onay için Atatürk’e sunulduÄŸunda İsmet PaÅŸa’ya gösterilmesini ister. Genel Sekreter Hasan Rıza Soyak İsmet PaÅŸa’nın gördüÄŸünü söylemesine raÄŸmen onaylamayarak yine de İsmet PaÅŸa’ya okutmalarını ister. İktisat Vekili Celal Bey’in karma ekonomiyi benimsemesi nedeniyle aralarında birkaç küçük anlaÅŸmazlık yaÅŸanmışsa da ülkeyi etkileyecek bir kriz çıkmamıştır.

Atatürk, İflas eden Sovyet Rusya modeli yerine iktisat iÅŸi ile uÄŸraÅŸmış birisi tarafından uygulanacak karma ekonomi modelinin uygulanmasını ister ve tüm tarım, ekonomi ve bankacılık iÅŸlemlerini yürütmek üzere İktisat Vekili Celal Bayar’ı görevlendirir, bu konulardaki kendi yetkilerini de bakana devreder. Bunun üzerine Celal Bayar tarafından o sıralarda İstanbul’da bulunan Atatürk’e hitaben bir telgraf çeker. Bu göreve baÅŸlaması nedeniyle çekilen bir telgraftır. Aynı gün Atatürk tarafından cevabi telgraf çekilir. Telgrafta baÅŸarıları ve kendisi gibi baÅŸarılı bir ÅŸahsı İktisat VekilliÄŸine seçen BaÅŸvekil İsmet İnönü’ye iltifatlar yazılıdır. Cevabi telgraf o günkü Ulus gazetesinde manÅŸetten yayınlanır. Atatürk sonbaharda İstanbul’dan Ankara’ya döndüÄŸünde mutat görüÅŸme için köÅŸke gelen İnönü sözü bu konuya getirerek sanki bir baÅŸvekile yazılmış gibi iltifatlarla dolu olduÄŸunu söyler. Buruk bir ifade ile ÅŸayet istenirse baÅŸvekilliÄŸi Celal Bey’e devredebileceÄŸini de söyler. Bu söz üzerine kahkaha atan Atatürk ÅŸimdi sırasının olmadığını, ileride onun da sırasının geleceÄŸini söyler.

Niyon konferansına katılmak üzere DışiÅŸleri Bakanı Tevfik RüÅŸtü Aras görevlendirilmiÅŸtir. GörüÅŸmelerin ilerleyen aÅŸamalarında konferans metninde bir madde Atatürk’ün dikkatini çeker. O sıralarda Akdeniz’de kontrolsüz dolaÅŸan denizaltıları avlamak için iÅŸbirliÄŸi önerilmektedir. Hükümetin bu maddenin farkına varıp varmadığı yoklanır, varmamışlardır. Uyarma üzerine uyanan İnönü metnin imzalanmamasını isteyen bir telgraf çeker, ancak Atatürk tam tersini düÅŸünmektedir. Her ne kadar ellerinde bu mücadeleye katılacak gemi ve denizaltı olmasa da diÄŸer devletler tarafından eÅŸit statüde kabul edilmek anlamına gelen bu madde nedeniyle imzadan imtina etmeye gerek olmadığı görüÅŸüyle imzalanmasını isteyen bir telgraf çeker. Arada kalan Tevfik RüÅŸtü Aras Atatürk’e durumu bildiren bir telgraf çeker. Atatürk’ün iknası nedeniyle İnönü’den imzalanması konusunda bir telgraf gelir ve sorun çözülür. Ancak Tevfik RüÅŸtü Aras bu sorun nedeniyle ileride İnönü tarafından kabine dışı bırakılacaktır.

Atatürk ile İnönü arasındaki anlaÅŸmazlıkların sebebi Niyon Konferansı ve Hatay meselesi gibi gösterilmek istense de, diÄŸer etkenleri de deÄŸerlendirmek gerekir. Bunlardan birisi de İnönü’nün Kudüs’lü eniÅŸtesinin ticareti iyi bilmesi nedeniyle İnönü iktidarının nimetlerine doymaması, Bomonti birasının imtiyazını uzatma çalışmaları, çiftlikte bulunan bira fabrikasının geniÅŸletilmemesi ve çiftlikteki aÄŸaçların bakımsızlığı nedenleriyle Atatürk Çankaya’da bir sofra düzenler. Toplantıda İnönü ve Tarım Bakanı da vardır. Tarım Bakanı ile konuÅŸma devam ederken İnönü araya girerek haddini aÅŸan sözler sarf eder. Hatta memleketin sarhoÅŸ sofralarından mı idare edileceÄŸini de söyler. Bunun üzerine Atatürk İnönü’ye hitaben; “Seni bu mevkilere getirenin de bir sarhoÅŸ olduÄŸunu unutuyorsun” diyerek sofrayı dağıtır.
Ertesi gün İstanbul’a gitmek üzere trene binen Atatürk İnönü’ye saÄŸlık raporu almasını, mesai arkadaÅŸlıklarının bittiÄŸini söyler. Kısa bir süre sonra Celal Bayar baÅŸbakan olarak atanır. Görevden ayrılan İnönü, Özel Kalem MüdürlüÄŸü ve koruma ekipleri yanında bırakıldığı halde her türlü alışveriÅŸini sırada beklemek pahasına kendisi görmeye baÅŸlamış ve maÄŸdur baÅŸbakan rolü oynamaya baÅŸlamıştır. Hatta hipodromda halkın O’nu omuzlarına alarak tezahüratta bulunmalarına Atatürk çok sinirlenmiÅŸ, Bilecik Milletvekili Salih Bozok’a ertesi gün mecliste soru önergesi vererek İnönü’nün niyetini öÄŸrenmesini istemiÅŸtir. Ertesi gün CHP grup toplantısında Salih Bozok söz alarak İnönü’ye bunları sorar, İnönü bir saate yakın izahatta bulunur. ATATÜRK ile aralarında geçen tartışmaya hiç deÄŸinmeden görevden kendisinin ayrılmak istediÄŸini vurgular.

BaÅŸbakan olarak görevlendirilen Celal BAYAR İnönü’nün uygulamaya çalıştığı sistemi deÄŸiÅŸtirerek demokrasi sinyalleri vermeye baÅŸlamıştır.

1938 yılı baharı baÅŸlarken Atatürk’ün saÄŸlığındaki sıkıntılar iyice kendini belli etmeye baÅŸlamıştır. Biraz gezmek niyetiyle yanındakilerle birlikte çıkarak önce çiftliÄŸe, sonra baraja giderler, akÅŸam serinliÄŸi çökmeye baÅŸlayınca da Anadolu Kulübüne gitmeye karar verirler. Kulübün önüne vardıklarında kapıda İnönü ile karşılaşırlar. Atatürk uzun süredir görüÅŸmediÄŸi İnönü’yü iltifat ile briç oynamaya davet eder. Asansör küçük olduÄŸu için Atatürk ve İnönü asansöre binerler, diÄŸerleri merdivenden çıkarlar. Yukarıda asansörden inen her ikisinin de yüzleri asıktır. Atatürk hiddetle yemek masasının hazırlanmasını, rakı içeceklerini söyler. Herkes ÅŸaşırmıştır. Orada bulunmayanların da çaÄŸrılması istenir. Konuklar gelmeden masaya oturmayan Atatürk yanındakilerle birlikte masaya oturur. Bir müddet sonra herkes gelince Atatürk kızgın bir sesle İnönü’ye asansörde söylediklerini tekrar etmesini söyler. Uzun tartışmalardan sonra konunun aslı anlaşılır; İnönü asansörde kendi baÅŸvekilliÄŸi döneminde iÅŸleri iyi yürüttüÄŸü için Atatürk’ün keyif yaptığını, Celal Bayar’ın döneminde ise çok çalıştığını ima eden sözler sarf etmiÅŸtir. Azarlama faslı biter, ortam yumuÅŸar ve sohbetler baÅŸlar. Ancak bu görüÅŸme Atatürk ile İnönü’nün son görüÅŸmesidir.

1938 yılının Gençlik ve Spor Bayramı törenlerinden sonra yoÄŸun çalışma temposu ve Akdeniz gezisine katılan Atatürk’ün rahatsızlığı daha da artar. Doktorlar içkisiz ve sigarasız bir istirahatın ÅŸart olduÄŸuna kendisini ikna ederler. Bir müddet sonra da yabancı doktor getirilmesine razı olur. Kısa bir süre dinlenince durumunda bir hayli düzelme olur. Buna güvenerek kalkıp çalışmaya baÅŸlar. Hatta kilo almaya da baÅŸlar. Ancak bu kiloların sebebinin karaciÄŸerde su toplanması olduÄŸu anlaşılır.

Atatürk’ün İstanbul’da birinci komadan çıkıp ikinci komaya girmek üzere olduÄŸu son günlerde Kazım Özalp PaÅŸa İnönü’ye Atatürk’e geçmiÅŸ olsun demek ve helalleÅŸmek üzere İstanbul’a gitmesini tavsiye eder. Tren biletini de aldıran İnönü tereddütle konuyu bir de Refik Saydam’a sormak ister. Refik Saydam kendisinden beklenmeyen bir tepki göstererek bunun bir komplo olduÄŸunu, O’nu öldüreceklerini, kedisinin buna razı olmadığını haykırır. Bunun üzerine zaten gönülsüz olan İnönü ziyareti iptal eder. Ölüm yolculuÄŸunun yaklaÅŸtığını birkaç ay önce hisseden Atatürk noter çağırtır ve vasiyetini hazırlatır. İnönü’nün iki oÄŸluna da tahsil aylığı baÄŸlanması İnönü’yü çok kuÅŸkulandırır. Bu kuÅŸkular içini kemirirken, bir de Atatürk’ün yakın çevresinde kendisi aleyhine tertibat olduÄŸu haberi de gelince iyice gerilir. Buna raÄŸmen Atatürk henüz ölmemiÅŸken taraftar kazanma ve kendisini CumhurbaÅŸkanlığına taşıyacak irtibat çalışmalarına hız verilir. Geleceklerini garanti altına almak isteyen menfaatçi kiÅŸiler zaman kaybetmeden İnönü’nün etrafında toplanmaya baÅŸlarlar. Celal Bayar ise bir taraftan hükümet iÅŸleriyle meÅŸgul olurken, diÄŸer taraftan da İstanbul’da bulunan Atatürk’ün saÄŸlığı ile yakından ilgileniyordu. Atatürk, her yıl olduÄŸu gibi 29 Ekim Cumhuriyet Bayramı’nda Meclis kürsüsünden okuyacağı nutkun ana esaslarını hazırlamasını ister. Uzun süren çalışmalar sonucu nutuk hazırlanır, ancak bu kez de saÄŸlığı Ankara’ya gitmek için uygun deÄŸildir. Nutkun BaÅŸbakan tarafından okunması kararlaÅŸtırılır.

Bu sıralarda İnönü’nün kulis faaliyetleri son hızla sürmektedir. Bayar taraftarı görünüp, aynı zamanda İnönü için çalışarak ikiyüzlü bir siyaset izleyen birçok kiÅŸi vardır. İçlerinden bazıları Celal Bayar’a gelerek nabız yoklamak istemektedirler. Ancak Bayar’ın bu buhranlı günlerde, üstelik Atatürk henüz saÄŸ iken yürütülen bu çalışmaların karşısında olması, hatta “evvela asarım, sonra muhakeme ederim.” sözleri dahi yürütülen kulis faaliyetlerini önleyemez. Atatürk 9 Kasım günü yakınında bulunanları çağırarak ellerini öptürür ve veda eder. Aynı günün akÅŸamı Ata’nın saÄŸlık durumunun tamamen kötüleÅŸtiÄŸi haberi gelince Ankara’da Bakanlar Kurulu, MareÅŸal ve İnönü toplantıya çaÄŸrılır. Toplantı bitiminde Celal Bayar İstanbul’a yola çıkar. 10 Kasım günü Atatürk vefat eder etmez ölüm tutanağını alarak Ankara’nın yolunu tutar. Salih Bozok ve birkaç görevli dışında Dolmabahçe sarayı tamamen boÅŸalır. Salih Bozok intihar giriÅŸiminde bulunur. Herkes bundan sonrasının hesapları ve pazarlıkları için bir tarafa dağılır. Durum telefonla baÅŸbakanlığa bildirilerek cenaze hazırlıklarının baÅŸlaması saÄŸlanır.

Meclis acilen toplantıya çaÄŸrılır. Malatya Milletvekili İsmet İnönü oybirliÄŸi ile CumhurbaÅŸkanı seçilir.

Bundan sonrasında cenazenin Ankara EtnoÄŸrafya Müzesine taşınması, BaÅŸbakan Celal Bayar’ın görevden ayrılması ve yeni ekonomik düzen sıkıntılarının yaÅŸandığı, Atatürk’ün en güvendiÄŸi iki bakanın hemen görevden alınması ve 12 yıllık İnönü devri baÅŸlar. Bu devir kendi adına para basan, hiç ihtiyacımız yokken daha önce manda yönetimini savunduÄŸu ülkelerden borç para alan, daha da önemlisi 1946 yılında tekrar seçilmesiyle 12 yıl boyunca Rasat Tepe’de yaptırılması gereken Anıtkabir’i inÅŸaat halinde bekleten ve ilgilenmeyen İnönü devridir. 1950 yılında görev süresinin dolması üzerine yerine Celal Bayar seçilir. CumhurbaÅŸkanı Bayar Çankaya KöÅŸkü’nün bahçesinden İnönü zamanında kaldırılan Atatürk büstünü tekrar yerine diktirerek kaidenin üzerine “Atatürk seni sevmek milli ibadettir” sözünü yazdırmıştır. Yine Bayar bir daha Atatürk aleyhine deÄŸiÅŸiklik yapılmasın diye 1951 yılında 5816 sayılı Atatürk’ü Koruma Kanununu çıkartmıştır. DiÄŸer önemli hizmeti ise 1950–1953 yıllarında Anıtkabir inÅŸaatı bitirilerek Atatürk’ü ebedi istirahat yerine defnettirmiÅŸtir.

Not:Alıntıdır.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

3 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-05-03 19:02:22
    Konu: vefasızlığın ve ihanetin bu kadarına pes
    ne gelenekler arkasına sığınarak paradan atatürk resmini kaldırıp kendi resmini bastırmakla ne atatürk heykellerini kaldırtmakla ne de anıtkabiri yıllarca inşaat halinde bekletip son görevini hatta vefa borcunu bile yerine getirmemekle mustafa kemal atatürk statüsüne ve asaletine erişilemez sayın inönü. hele hele kişisel kızgınlıkların bu denli ulusal niteliklere kadar götürülmesini hiçbir türk ve hiçbir tarih affetmez.
    son olarak sana olan tüm minnet duygularım ve ödenmez vefa borcumla "izindeyim atam"

    Bağlantı »

  2. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-04-30 17:52:30
    Konu: atam
    seni seven milyonlar seni asla unutmadı biz ve bizden sonra gelen nesil seni asla unutmayacaktır.Seni unutmak bazı köhne zihniyetler gibi aslını inkar etmek ve kökten gelen bozukluğun simgesidir.senin hakkında en çok üzüldüğüm şey bizi erken terkedip öksüz bıraktın.
    cennet mekanın olsun.
    Ne Mutlu Türküm Diyene Ne Mutlu Sen Türk oldğun için

    Bağlantı »

  3. Yazan: Gelecekteki Lideriniz.. | Tarih: 2009-01-18 16:26:32
    Konu: İnönü İhaneti
    Öncelikle İsmet İnönü hakkında bunları duyduktan sonra ona karşı artık bi kin başladı içimde.Ben İnönüyü her ne kadar Atamızla fikir ayrılıkları yaşasa da onu destekleyen biri olarak düşünürdüm.Ama görüyorum ki İsmet İnönü kıskanç,kinci,baldırı çıplak,vatanı 20 yıl geriye götüren Vatan Hainidir !
    Allah İsmet gibilerini ıslah etsin der. Ve davama olan inancım ve isteğimin bir kat daha attıgını belirtmek isterim.
    Atam genç bir neferin olarak bu ülkeye huzur,kardeşlik ve gereken ne varsa genç kardeşimlerle yapacağımıza and içerim.!Dediğini gibi "Yurtta Sulh Cihanda Sulh" felsefesiyle hareket edeceğime emin olabilirsin.Biz ölmedik..
    Atam senin neferin olarak gerçekleştirmek istediklerini başlarında ben olmak üzere genç kardeşimlerimle geçereceğimdir.
    İzindeyiz..

    Bağlantı »

Son Yazılarım

Arkadaşlarım