Atatürk ve Sahte Hocalar

Geçenlerde bir sohbet esnasında, cumhuriyetin ilk yıllarında Atatürk’ün sahte hocaları ayıklamak için uyguladığı iki farklı sınavı iki farklı kişiden dinledim. Bu anlatacaklarım herhangi bir belgeye dayanmayan, kulaktan dolma, kişilerin kendi ağızlarından dinlediğim hikayelerdir. Bu hikayelerin gerçek olup olmamasından ziyade uygulanan yöntemlere dikkat çekmek istiyorum. Eğer bu anlatılanlar gerçek dışı ise bu yöntemleri kimler kafasından uydurmuş olabilir?

 

Hikaye 1;

Atatürk tüm hocaları sınavdan geçirmek için bir meydanda topluyor. Meydanın ortasında, yere bir Kuran’ı Kerim koyuyor ve diyor ki;

“Bu Kuran’ın üstüne basıp geçenleri sağ bırakacağım. Üstüne basıp geçmeyenleri asacağım.”

Bazı hocalar hayatlarını kurtarabilmek için Kuran’ın üzerine basıp geçiyorlar. Bazı hocalarsa “Biz öleceğimizi bilsek bile Kuran’ın üstüne basamayız. Gerekirse bu yolda ölürüz.”diyorlar. Atatürk Kuran’ın üstüne basıp geçen hocaların hepsini astırıyor. Çünkü onlar dini kendi çıkarları için kullanan sahte hocalar. Bu şekilde kimlerin din istismarı yaptığını ortaya çıkarıyor.

 

Hikaye 2;

Atatürk yine sahte hocaları, gerçeklerinden ayırabilmek için hepsini makamında toplar ve teker teker sıra ile odasına alır. Odasına aldığını hocanın oturması için üç tane sandalye koyar. Sandalyelerden birinin altına bir tane ekmek, diğerinin altına kendi fotoğrafını, ötekinin altına da bir Kuran’ı Kerim koyar. Aslında bu çok çetin bir sınavdır. Hoca ya ekmeğin, ya Atatürk’ün yada Kuran’ın üstüne oturacaktır. Ancak bir alternatif daha vardır. Hiçbirinin üstüne oturmamak, ayakta dikilmek. Gerçek hocalardan hiçbirisi bu sandalyelerden herhangi birine oturmaz, ayakta dururlar. Sandalyelerden herhangi birine oturan hocalar idam ettirilir.

 

Bu yaşanılanların doğru olduğunu varsayarsak, kötü niyetli kişilerce dinin bir sömürü aracı, otorite ve iktidar aracı olduğunu söylememiz yanlış olmaz. Din, inanç insanoğlunun en zayıf noktasıdır ve bu inanç yüzyıllarca toplum liderleri tarafından kullanılmıştır. Halende kullanılmaya devam etmekte. Ümmetçiliğin olduğu bir toplumda birey olarak bir değeriniz yoktur. Birey olarak gelişemezsiniz. Birey olarak hür iradenizi ortaya koyamazsınız. Toplum lideri sizin adınıza karar verir ve öyle yaşarsınız.

 

Tarih bize gösterir ki din, toplum liderleri tarafından defalarca kişisel çıkarlara alet edilmiştir. Atatürk’ün söylediği gibi, “Cumhuriyet fikri hür, vicdanı hür, irfanı hür nesiller ister.” İşte bu yüzden, sahip olduğumuz cumhuriyetimize, demokrasimize ve laikliğe sahip çıkmalıyız ve korumalıyız.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !