« Önceki | Sonraki »

17/10/2008

Burası Türkiye Kurmay Başkanlığı

Enteresandır,Başbakan Erdoğan 2 sene evvel Balıkesir’de halka seslenirken,vatandaşlardan birinin “Şehit cenazesi görmek istemiyoruz” diye tepki vermesine karşılık, “Askerlik herhalde yan gelip yatma yeri değildir” diye cevap vermiş,sonrasında bu sözüne karşılık büyük tepki toplamıştı.

 

İsterdim ki,son yaşanan olaylardan sonra Genelkurmay başkanına “askerlik golf oynama yeri değildir” desin.Tıpkı 2 sene evvel vatandaşa söylediği gibi.Ama görülüyor ki durum öyle değil.

 

Ve geliyoruz bu güne.Yer yine Balıkesir.Genelkurmay başkanı,golfçü paşa ve Genelkurmay’dan sızan belgeler yüzünden kamuoyu karşısında köşeye sıkışmış durumda.Bir şeyler söyler ama,kamuoyunun beklediği şeyleri değil.Adeta muhtırayla karışık darbe provası görüntüsünde topumuzu tehdit eden sözleri söyler.

 

Herkes üzerine bir şeyler alındı tabii.İstisnasız herkes.Bizler vatandaş olarak bekledik ki,en azından başbakan çıkar, “Hop,ne oluyor,hem suçlusun hem hala üste çıkmaya çalışıyorsun.Ne oluyor” der.Daha evvelinden “Genelkurmay başkanlığı bana bağlı bir kurum” demişti ya.

 

Ancak iş öyle değilmiş.Başbakan ve Cumhurbaşkanı da dahil bütün siyasiler hala geçmişten gelen “darbe korkusuyla” tırsak,titrek birer kedi oluverdiler.Hani Genelkurmay başkanlığı sana bağlıydı.Hesap soracağın yerde birden yandaş oluverdin.Acaba 6 saatlik toplantılarda, “sen, benim Dengir Fırat’ıma bulaşma bende senin golfçü paşanın 9 üsse kurdurduğu golf sahalarını bitireyim” antlaşmaları mı yapıldı?

 

Paşa “herkesi dikkatli olmaya ve doğru yerde durmaya davet ediyorum” demişti.Ve paşanın dediği oldu.Bütün siyasiler paşanın yanında durdu.Çünkü korkuyorlardı.Tabii biz salağız,salak olduğumuz içinde paşanın durduğu yerde durmayacağız.

 

Ben yine soracağım, “golfçü paşa ne zaman def edilecek Genelkurmay’dan?” diye.

Ben yine soracağım, “Taraf’ta yayınlanan bilgi ve belgeleri yalanlamadığına göre,neden seyrettin o Mehmetçik Aktütün’de şehit olurken?” diye.

Ben yine soracağım, “sen daha gizli belgelerine sahip çıkamazken,bu ülkenin güvenliğini nasıl sağlayacaksın?” diye.

 

Ben bu defa soracağım başbakana, “haklı olarak Abdullah Gül’ün Cumhurbaşkanlığı için millet olarak sonuna kadar arkandayken,AKP’nin kapatılması davasında yine millet olarak sonuna kadar arkandayken,neden söz konusu paşalar olduğunda millete sırtını dönüyorsun?” diye.

 

Bu ülkeye demokrasi gelsin,ifade özgürlüğü gelsin,gerçek anlamda bireysel özgürlük gelsin diye çırpınırken,başbakan “adımlarımızı hep ileriye doğru atacağız” derken ne oldu da adımlarınız şimdi geriye doğru gitmeye başladı?

 

Burası Muz Cumhuriyeti mi,Demokratik Kongo Cumhuriyeti mi yoksa Türkiye Kurmay Başkanlığı mı?Bugün gerek siyasi gerek askeri sergilenen tablo kesinlikle bir “Cumhuriyete” ait değildir.Cumhuriyet, “halka ait” demektir.Bu tabloda ben halka ait bir şey göremiyorum.Halka ait olan bir şey varsa o da şehitlerimizdir.Siyasi ve Askeri diktanın bir araya gelip halkı sindirme çabasını görüyorum.

 

Başbakan “teröre karşı hepimiz aynı safta olmalıyız” demiş.İyi güzel demişte kendisi ve Genelkurmay o safların hep en arkasında duruyor.Ön saflarda hep bağırıp,çağırdığınız gariban vatandaşın saf evladı var.

 

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

0 yorum yazılmıştır