Can Dündar'ın "Mustafa" Filmi
Bu öykü, hayatı acılar içinde geçmiş yalnız, vatansever bir kahramanın öyküsü. Filmi daha yeni izledim. İzlemeden eleştirmek istemedim. Belgesel tadında, tarihsel bilgi ve belgeler eşliğinde harika bir film çıkmış ortaya. Can Dündar’a böyle bir film yaptığı için sonsuz teşekkürler ediyorum. Ülkemde kıymetli başyapıtlar ortaya çıkarabilen harika bir yeni nesil olmasından ayrıca memnuniyet duydum.
Malum, film Mustafa Kemal Atatürk ile ilgiliydi. Ancak ben bu filmden daha başka şeylerde öğrendim. Aslında çok şey öğrendim. Hayata karşı ve tarihe karşı bakış açım oldukça değişti. Atatürk’ün bir sözü vardır. Son zamanlarda kendi kendime sıkça söyleme ihtiyacı hissettim. Şimdi onu size de söyleyeyim.
“Tarih yazmak, tarih yapmak kadar mühimdir. Yazan yapana sadık kalmazsa, değişmeyen hakikat, insanlığı şaşırtacak bir hal alır.”
Bu çok doğru bir söz ve bizler son zamanlarda epeyce bir şaşkınlık yaşıyoruz. Mustafa filmi, bugüne kadar Atatürk’ün bilinmeyen yüzünü, yaşadığı bilinmeyen olayları anlatmaya çalışmış daha çok. O yüzden filmi izleyenlerin duygulanmadan, şaşırmadan filmi bitirdiğini sanmıyorum.
Osmanlının son zamanlarını görüyoruz ilk bölümlerde. Osmanlının bende uyandırdığı izlenim, daha topraklarının tamamını kaybetmeden teslim olmuş bir ülke görüntüsü çiziyor olması. Padişah kaybedilen onca topraklara rağmen hiçbir şey yapmıyor, koskoca imparatorluğun çöküşünü izliyor. Yapılan savaşlar hep beyhude çabalar. Hatta Çanakkale savaşları bile. Çanakkale savaşlarını hep kahramanlık destanı olarak anarız. Ancak onca çabaya rağmen Osmanlının kazandığı tek mücadele. Sonrasında düşmanlar İstanbul’a girdiklerinde, “Çanakkale’de verilen o kadar şehit boşuna mıydı?”diye insan kendine sormadan edemiyor. Çünkü filmden anladığım, padişah çoktan düşmana teslim olmuştu.
Osmanlının son zamanlarında vatanın kurtulması için çırpınan belki de üç beş askerden biriydi, Mustafa Kemal. Kendisine yapılan onca haksızlığa onca sürgün görevine rağmen, sanki tutunacak başka dalı yokmuş gibi, büyük bir hırsala, büyük bir inatla, büyük bir mücadele azmiyle hem düşmanla hem de Osmanlı ile bir savaş veriyordu kendi içinde.
Anadolu’da milli mücadeleye başladığı sıralarda bile her şey, herkes ona karşıydı. Ama o inatla direndi. Ne için? Aklında kurduğu imkansız bir hayali gerçekleştirebilmek için. Bugün üzerinde yaşadığımız bu topraklar, bu ülke, Mustafa Kemal’in imkansız olan hayalinin bir sonucudur.
Filmin en can alıcı noktası, Atatürk’ün bütün görev ve yetkilerinin alındığı bir sırada,Kazım Karabekir Paşa’nin Atatürk’ün yanına gelerek, “Ben ve kolordum emrinizdedir Paşa’m” demesi. Ayrıca, Bolşeviklerden alına üç kasa altın ve silah, diğer dikkat çekici bir nokta. İşte bundan sonra Türkiye’nin temelleri atılmaya başlandı.
Daha fazla anlatmayacağım. Herkesin izlemesi gereken, çok güzel bir eser. Size tavsiyem, filmin içindeki ayrıntılara fazla takılmadan, olayları bir bütün olarak anlamaya çalışın. Atatürk’ün ruh halini ve yalnızlığını hissetmeye çalışın. Hiçbir şeyi olmayan bir kahramanın sadece vatan sevgisi yüzünden sahip olduğu bu ülkeyi anlamaya çalışın. Etrafındaki insanların basit kişisel çıkarlarını görmeye çalışın ve bugün neden böyle vatanseverlere sahip olamadığımızı kendi içinizde sorgulayın.
Gerçekten bu ülke için yapacak daha çok şeyimiz olduğunu göreceksiniz.
0 yorum yazılmıştır