DTP Diyarbakır Barış Mitingi; Demokratik Açılım Süreci Başarılı



DTP 1 Eylül 2009 tarihinde, demokratik açılım süreci kapsamında, Diyarbakır’da bir barış mitingi düzenledi. Bu miting Kürtlerin açılım süreci hakkında ne düşündüğünü ortaya koymak açısından önemliydi.

 

Birkaç hafta önce AKP’nin ortaya attığı “Kürt açılımı”, sonrasında “Demokratik açılım”  ,sonrasında “Barış ve kardeşlik projesi” nin içinin boş olduğunu baştan beri biliyordum. Önceleri bu konuyu ortaya atmasının sebebinin gündemi doldurmak, kamuoyunun çektiği ekonomik sıkıntıları perdelemek için olduğunu düşünüyordum. Paket veya süreç artık her ne dersek, içi boştu. Ancak başbakan sık sık bu konunun kamuoyunda tartışılması, herkesin çözüm için bir öneri getirmesini istiyordu.

 

Partiler, sivil toplum örgütleri, asker, halk, herkes görüşünü dile getirdi. Televizyon programlarında çokça tartışıldı. Herkes kırmızı çizgilerini ortaya koydu. Bu tartışmalar neticesinde neyin olabileceği, neyin olamayabileceği az çok ortaya çıktı.

 

1 Eylül’deki Diyarbakır mitinginde bir şey dikkatimi çekti. Halk, son derece bilinçli ve sağduyulu bir şekilde alanı doldurmuştu. Halktaki bu değişimi olumlu bulduğumu söylemeliyim. “Sen iyi niyetli yaklaşırsan, karşılığını mutlaka alırsın” prensibine göre, başbakanın ortaya attığı bu açılımın içi boş olmasına rağmen, Kürt halkı üzerinde olumlu bir etki yarattığını söyleyebilirim.

 

Yalnız halk ve DTP’nin birbirinden kopuk olduğunu gördüm, bu mitingde. DTP her zaman yaptığı gibi sürece APO ve PKK’yı dahil etmeye çalışarak üzerindeki yükü hafifletmeye çalıştı. APO ve PKK’yı sürece dahil etmeye çalışmasının iki sebebi var. Birincisi APO ve PKK ile direk bağlantıları var. APO’yu devre dışı bıraksa bile PKK’yı direk olarak karşısına alamaz. İkincisi böyle bir açılım sürecine evet derse bölgedeki etkinliği ve oyları azalacak. Barış ve huzur sonrası refah, AKP’nin hanesine yazılacak.

 

Aslında DTP, sürece APO veya PKK’yı dahil etmeden destek verebilir. Nedeni Kürt halkının oylarını DTP’ye vermesi, APO veya PKK’ya değil. Kürt halkı temsilci olarak DTP’yi seçmiştir. Ancak DTP bu sorumluluktan kaçmaya çalışmaktadır. Bu da DTP’nin iplerinin PKK’nın elinde olmasından kaynaklanıyor. APO bütün bu olaylarda sadece figüran. Sürece hiçbir etkisi veya katkısı olamaz. Ama PKK’nın etkisi olur.

 

Benim anladığım Kürt halkı DTP’nin söylediği gibi demokrasi, hak ve özgürlüklerden ziyade refah, huzur ve ekonomik yönden kalkınmışlık istiyor. Bu sürecin onlara daha iyi bir yaşam getireceğinden umutlular. Ancak, süreci baltalamaya çalışan bizzat siyasi olarak görevlendirdikleri DTP. DTP eğer gerçekten Kürt halkını düşünüyorsa, APO ve PKK’yı sürece dahil etmeden elini taşın altına koyar. Bunu yapamıyorlarsa PKK’nın siyasi birer militanı olurlar. Ve sonrasında batışları kaçınılmaz olur. Çünkü onları oraya PKK getirmedi, Kürt halkı getirdi.

 

Yada iyimser bir tahminle Kürtleri daha iyi temsil eden yeni bir parti kurulur ve DTP tarih olur.


Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !