Ermeni Meselesi ve Özür Kumpanyası
www.ozurdiliyoruz.com adresine girdiğinizde Ermeniler’den özür dileyen iki cümlelik bir bildiriyle karşılaşıyorsunuz. Bildiride şunlar yazıyor.
“1915’te Osmanlı Ermenileri’nin maruz kaldığı Büyük Felaket’e duyarsız kalınmasını, bunun inkar edilmesini vicdanım kabul etmiyor. Bu adaletsizliği reddediyor, kendi payıma Ermeni kardeşlerimin duygu ve acılarını paylaşıyor, onlardan özür diliyorum.”
Bu konu kamuoyunda son zamanlarda çok fazla tartışıldı. Ağzı olan konuştu. Öylede olmalı zaten. Herkes konuşacak. Ben olaya farklı açılardan yaklaşmak istiyorum.
Öncelikle, ifade özgürlüğü bağlamında herkesin kendi düşüncesini, fikrini, görüşünü beyan edebilmesi gerektiğini düşünüyorum. Bu düşünceleri, beğenebilirsiniz, beğenmeyebilirsiniz, kızıp köpürebilirsiniz. Bu düşünceler doğru da olabilir, yanlış da olabilir. Özür dileyenlerin düşüncelerine katılmasanız bile onların ifade özgürlüğüne saygı duymalısınız. Yarın size de lazım olabilir.
Ermeni diyasporası denilen bir oluşum var. Genellikle yabancı ülkelerdeki Ermeni toplulukları için söylenen. “Diyaspora şöyle yapıyor, diyaspora böyle yapıyor” denilip duruluyor. Şunu sormak istiyorum; bu diyoaspora nasıl ortaya çıkmış. Anadolu’dan çil yavrusu gibi Dünya’ya dağılan Ermeniler ortaya çıkarmamışlar mı bunu? Peki bu adamların ne işi vardı da oturdukları yerlerden kalkıp Dünya’nın ta öbür ucuna gitmişler. Biz bu adamları sürmüşüz. Kovmuşuz Anadolu’dan. Diyasporada ne yapmış, bir doğrunun üstüne dokuz yalan uydurmuş, alın size Ermeni meselesi. Ben yurtdışında yaşayan bir Ermeni olsaydım ve bu özür metnini okusaydım, saygıyla karşılardım. Ancak bu saygı soykırım için değil, yerimden yurdumdan edildiğim için olurdu. Özür’ü bu bağlamda okursanız biz Türkler için bir sakınca görmüyorum.
Gelelim soykırım meselesine. Ermeni soykırımı kocaman bir yalandır. Hiçbir bilimsel temeli olmayan, tamamen inanca dayalı ve üçüncü şahıslara yünelik oynanan bir mazlum tiyatrosudur. 1980’li yıllardan Fransa’da yaşamış bir arkadaşım Ermeni meselesi konusunda şöyle diyor.
“Fransa’daki Ermeniler soykırım olayını öyle bir anlatmışlar ki,yabancılar samimi bir şekilde Ermenilere inanmışlar.”
Gerçektende yabancılar, Ermeni nüfusunun olduğu, Dünya’nın bir çok ülkesinde bu soykırımı meclislerinde onaylamışlar. Yabancılar önce şöyle diyor. “Hiç kimse mecbur olmadıkça yaşadığı yeri terk etmek istemez. Bu adamlar ta buralara kadar göç ettiklerine göre söylediklerinde haklılık payı olmalı.” Ancak işin çarpık olan tarafı, kel alaka bu soykırımı meclislerinde onaylamak. Sanıyorum burada dini yakınlık ve başka sebeplerde devreye giriyor. Şöyle düşünün, Bosna’dan ülkemize göç eden Müslüman-Türk kardeşlerimiz oldu. Soykırıma uğradılar, yerlerinden yurtlarından edildiler. Peki bizler Sırplara sorduk mu, “Siz bu adamlara neden soykırım yaptınız?” diye. Direk ön kabullerle sorgulamadan “Bizimkiler iyidir,gavur kötüdür.” değerlendirmesi yaptık. İşte yabancıların düştüğü hata da burada. Tamam biz Ermenileri yerlerinden yurtlarından etmiş olabiliriz, ancak soykırım apayrı bir şeydir.
Bugün biz bütün arşivlerimizi açıyoruz. Ermenisine, yabancısına “gelin, inceleyin” diyoruz. Ermeniler ne arşivleri incelemeye geliyor, ne tarihsel düzlemde bilimsel olarak çalışma yapmaya yanaşıyor. Onlar istediklerini aldılar çünkü. Soykırım yalanını bütün Dünya’ya yutturdular. Eğer bu konuyu tarihçiler incelerse yalanları büsbütün gün yüzüne çıkacak.
Ben Ermeniler’den özür dilemiyorum. Onlar böyle bir şeyi hak etmiyorlar. Biz Türkiye olarak iyi geçinmenin yollarını açmak ve gerçeği ortaya çıkarmak için adımlarımızı attık. Onlar öylece susup bekliyor. Ne yapacağız, onları pışpışlamaya devam mı edeceğiz? Yok öyle bir şey.
Yabancılar ve Ermeniler çözüm aramıyor. İyi geçinmenin yollarını aramıyor. Onlar için çözüm “ÇÖZÜMSÜZLÜK” demektir. Bu sorun her daim ortada durmalıdır. Her daim Türkiye’nin başına kakılmalıdır. Biz boş yere birbirimizle tartışmayalım. Kendimizde sürekli hatalar arayıp durmayalım. Kıbrıs meselesinde de durum aynıdır. Onların politikası “ÇÖZÜMSÜZLÜK” üzerine kuruludur.
Bu iki meselesinin “ÇÖZÜMSÜZ” olduğunu bilerek ona göre tavrınızı koyun. Toplumlar her zaman gerçeklere göre hareket etmezler, inançlar ve ideolojiler üzerine olur davranışlar daha çok. Gidin bakın bakalım, Yunan ve Ermeni eğitim kitaplarında Türklerden nasıl bahsediliyor. O, Yunan ve Ermeni çocukları nasıl bir eğitim programı ile Türk düşmanı olarak yetiştiriliyorlar.
Milletler kendi elleriyle düşmanlığı aşılıyor, gencecik beyinlere. Elbette böyle bir Dünya’da savaşsız bir gün bile geçmez. Elbette böyle bir Dünya’da gelişmiş ülkeler bütçelerinde en büyük payı savunmaya ayırtır. Savunma derler ama savaş payıdır o.
İnanç ve ideoloji üzerinden düşmanlık ve savaş aşılamak yerine, barışı ve hoşgörüyü aşılamalıyız. Yoksa gelecekte bir avuç toprak için çok kan akacak.
Sen iyilik için bir adım at.
Sen iyik için bir adım daha at.
Karşındaki hala bir adım atmıyorsa, sen üçüncü adımı atma.
Hiçbir şey tek taraflı olmaz.
Konu: kars antlasması
kardes sen ve senın gıbı bılgı yoksunları once KARS ANTLASMASINI okusunlar .orada hersey acık secık yazılı.ayrıca ABD baskanı WILSON un generalının AMERIKA ya goturdugu belgelerı okuyun sonra konusun.bu kez TURK mılletınden ozur dılersınız umarım
Bağlantı »