Güneş Sisteminin Oluşumu
Samanyolu galaksimizin oluşumunun üzerinden kısa bir zaman geçmişti. Spiral kolları oluşturan enerji formları evrim geçirerek ayrışmaya başladı. Galaksinin hızı giderek düşüyor, aynı zamanda soğuyordu. Soğuyan kısımlarda gaz ve toz bulutları oluşmaya başladı. Aynı zamanda enerji formlarının dış kısımlarında daha ağır kütleler de oluşuyordu.
Enerji formlarını kızgın ve çok sıcak, şimdiki Samanyolu galaksimizin daha küçük boyutlardaki spiral kollarına benzetebiliriz. Galaksimiz kendi ekseni etrafında döndükçe ve giderek soğudukça bu spiral enerji kolları ayrışmaya başladı. Kollardan ayrılan ve bölünen her bir enerji parçacığı kollar hareket halinde olduğu için geri kalıyordu.
İşte bu olayların yaşandığı bir süreçte Güneşimiz de bu enerji kollarının birinden koptu. Güneşimiz koldan ayrılırken beraberinde peşi sıra bir miktar gaz ve toz parçacığı da Güneşimizle beraber ayrıldı. Koldan uzaklaşmaya başlayan Güneşimiz ince bir kuyruğu olan parlak büyük bir kuyruklu yıldıza benziyordu.
Koldan ayrılan enerji parçacıkları yani bugünkü adıyla yıldızlar, galaksimizin manyetik alanına maruz kalıyorlardı. Bu manyetik alan yıldız içerisindeki sıcak sıvı kütleyle etkileşiyor, yıldızın manyetik alan oluşturmasını sağlıyor ve yıldızın belli bir yönde kendi ekseni etrafında dönmesine neden oluyordu. Güneşimizde koldan ayrıldıktan sonra galaksimizin manyetik alanına maruz kaldı ve kendi ekseni etrafında dönmeye başladı. Güneşimizin hızı yavaştı ve enerji kolunun kütle çekimiyle kolun arkasından hareket ediyordu.
Güneşimizin kendi ekseni etrafında dönmesini daha ayrıntılı şöyle açıklayabiliriz. Güneşimiz enerji kolundan kopar. Galaksimizin manyetik alanına maruz kalır. Bu manyetik alan Güneş çekirdeğindeki sıvının belli bir yönde hareket etmesine neden olur. Bu hareket sonucunda Güneşin dış yüzeyinde iki kutuplu bir manyetik alan oluşur. Oluşan bu manyetik alan yine galaksimizin manyetik alanıyla kesişir. Galaksimizin ve Güneşimizin kesişen manyetik alanları Güneşimizin kendi ekseni etrafında dönmesine neden olur.
Kendi ekseni etrafında dönmeye başlayan Güneşimizin, gaz ve tozlardan oluşan kuyruğu spiral bir şekil alır. Bu oluşum Güneş sistemimizin ilk zamanlardaki halidir. Güneşin etrafında dönen spiral kuyruğun Güneşe yakın olan kısımları daha ağır ve daha sıcak maddelerden, kuyruğun ucuna doğru olan kısımları da daha hafif daha az yoğun maddelerden oluşuyordu.
Güneşimizin spiral kuyruğundaki küçük maddeler sıcak sıvı cıva tanelerine benziyordu. Kuyruğun iç kısımlarındaki maddeler daha sıcak kuyruğun uç kısımlarındaki maddeler biraz daha soğuktu.
Güneşimiz galaksimizin manyetik alanından etkilenerek kendi ekseni etrafında dönmeye başlamıştı. Güneşimizin kuyruğundaki sıcak maddelerde Güneşin oluşan manyetik alanından etkilenerek onlarda kendi ekseni etrafında dönmeye başladılar. Galaksimizin tüm alanı büyük bir manyetik alan havuzu gibiydi.
Güneş sisteminin kuyruğundaki cisimler kendi eksenleri etrafında dönmeye başladılar. Onlarda bir manyetik alana sahiptiler artık. Bu zincirleme reaksiyon daha küçük cisimler içinde geçerliydi. İlk oluşumunda sıcak sıvı bir çekirdeğe sahip cisimlerin tümü sıralı bu manyetik alanlardan etkilendiler.
Kuyruk içinde kendi ekseni etrafında dönmeye başlayan sıcak cisimler oluşturdukları kütle çekim dalgaları nedeniyle çevresindeki daha küçük cisimleri kendine çekmeye başladılar. O küçük sıcak cisimler bugünkü gezegenlerin ilk halleriydi. Merkür, Venüs, Mars, daha dışarıda Jüpiter, Satürn, Uranüs, Neptün hepsi birer demir çekirdeğe sahipti ve çevresindeki cisimleri kendilerine çekiyorlardı.
Gezegenlerin oluşan bir çok krateri ilk oluşum zamanlarından kalmadır. Çünkü o zamanlarda daha sıcaktılar, kendi eksenleri etraflarındaki dönüş hızları yüksekti ve kütle çekim dalgaları daha büyüktü. Kuyruğun uç kısımlarındaki daha hafif olan gaz ve toz bulutlarını o bölgelerde bulunan ağır gezegenler kendine çekti. Bu gezegenlerin dış kısımları kalın bir gaz tabakasıyla kaplandı. Bu gezegenler Jüpiter, Satürn, Uranüs ve Neptün’dü.
Aradan uzun bir zaman geçti. Güneşimizin kendi ekseni etrafındaki dönüşü yavaşlamıştı. Spiral kuyruğundaki gezegenlerde bir miktar soğumuştu. Spiral kuyruğun görüntüsü artık o kadar net değildi. Büyük kütleli gezgenler hariç aralardaki irili ufaklı cisimler yok olmuş gaz ve toz bulutları gezegenler etrafında kümelenmişti. Güneşimiz soğudukça spiral kuyrukta kopmalar başladı. En dıştan başlayarak gezgenler birer birer kuyruktan koptular ve Güneşin etrafında dönmeye başladılar. Gezegenlerin tümü kuyruktan koptuklarında Güneş sistemimiz şimdiki görüntüsüne çok benziyordu.
Aradan uzun bir zaman daha geçti. Güneş sistemine dışarıdan, mevcut gezegenlerden daha genç ve daha sıcak bir gezegen girdi. Beraberinde Güneş sisteminin dışında küçük bir gezegen daha getirdi. Gezegenlerin manyetik alanlarının aynı zamanda tampon görevi görmesinden dolayı sistemdeki diğer gezegenlere çarpmadan Venüs ve Mars arasına yörüngeye oturdu. Bu üzerinde yaşadığımız Dünya idi. Tüm yüzeyi sularla kaplıydı. Burada Dünya’nın oluşumu ayrı olarak anlatılmıştır.
Güneşimiz ve Güneş sistemindeki gezegenler temelde iki unsurdan direk olarak etkilenirler. Manyetik alan kuşakları ve Kütle çekim dalgaları. Bütün bu etkenleri bir araya getirdiğimizde gezegenlerin dönüş hareketleri ve neden birbirine çarpmadan hareket ettiklerini anlayabiliyoruz.
0 yorum yazılmıştır