Neden (veya Nasıl) Ateist Oldum?

---------------------------------------

Ben kendimi bildim bileli ateistim.Bunun ateistlik olduğunu bilmediğimde de öyleydi yani diyelim ki 6 yaşımdan beri.
Her çocuk sorar ya,ben sorduğumda yaklaşık şöyle yanıtlandım:


-Allah nedir?

-İnsanların ölümden sonrasındaki bilinmezlikten korktukları için ve hayatın zorluklarıyla başa çıkamadıklarında kendilerine yardım ettiğine inandıkları bir güç.

-Peki sen inanıyor musun?

-Hala düşünüyorum.

-Peki ben inanmalı mıyım?

-Buna sen karar vereceksin.

 

Bunun olağanüstü içten ve dürüst bir açıklama olduğunu düşünüyorum.
Ben de çocuğuma benzer bir açıklama yaptım.Bence laikliğin gereği de budur zaten.

 

Toplumumuzdaki pek çok insanın tam tersine Müslümanlık-ateistlik sırasıyla olmadı bendeki gelişim.Arada Müslümanlığı araştırdım.İlk gençlik dönemimde üç büyük kitabı okudum.Tapınma,adet ve törenlerini öğrendim ve ateistliğe bilinçli olarak 17 yaşımda karar verdim.Ama sanırım ailenin çok büyük önemi var burada.

---------------------------------------

Her Türk çocuğu gibi Müslümanlığın iyi bir din, Muhammed’in de iyi bir peygamber olduğu yalanıyla büyütüldüm.Dolayısıyla çocukluk dönemimde Müslümanlık en azından “zararsız” bir inanç sistemiydi benim için.O zamanlar başını falan kapayan yoktu.Daha laik bir ortam vardı.Din kişisel bir tercih idi.Çağdaş bir çevrede büyüdüm ve iyi bir eğitim gördüm.Geceleri uyumadan önce anlamadığım Arapça bir dua eder,Ramazan’da belki 1,en fazla 3 gün oruç tutardım.Bunu Müslümanlıktan çok Tanrı’ya saygı için yapıyordum.Dine inanmasam da Tanrı’ya inanıyordum.Hiç bir zaman namaz kılmadım,camiye de gitmedim.16-17 yaşlarında Dostoyevski'nin Karamazov kardeşlerini okuduktan sonra Tanrı’nın varlığını sorgulamaya başladım.Türkiye’nin en kalbur üstü üniversitelerinden birinde oldukça zor ve kapsamlı bir teknik eğitim gördüm.Kuantum mekaniği ve elektromanyetik teorilerini gördükten sonra Tanrı olayı benim için bitti.Yani 18-19 yaşından beri ateistim.Ateist olduğumu aileme açıkça söylemedim,söylememe gerek de kalmadı.Biz ailede din konusunu tartışmazdık,daha çok bilim,felsefe,politika falan konuşulurdu.Ailede herkes özgürce düşünür,çocukların görüşlerine saygı duyulurdu.

---------------------------------------

Dini inançlı bir ailenin çocuğu olduğum halde,11 yaşımda ateist düşüncelere sahiptim.Bütün dostlarım bilir.Herkes de kabul eder.Bazıları soğuk da karşılasa fazla tartışmaya girmezler.Benim fark ettiğim bir durum,ateist olduğumu söyleyince,bazılarının “Olamaz sen çok iyi bir insansın” demeleri.İyi veya dürüst olmayı nedense birçoğu ateistlikle bağdaştıramıyor.Sanki Allah varolmasa hepsi eline öldürücü bir silah alıp etrafındakileri tarayacak.

---------------------------------------

Onlardan saklamak mantıklı mı?Nereye kadar sahtekar kalına bilinir?İnanmamak ve böyle yaşamak çok daha zor.Bir Allah’ın olmadığına inanmak,buna rağmen insanlara yardım etmek onların iyiliği için çırpınmak duyguların en güzeli.Yaratıcı varsa bile kimin ne olduğunu ondan daha iyi bilemezsiniz.Onun için önce insan olmaya calisin insanlık yapmayı öğrenin.İnsan olmak için dinler “olmazsa olmaz” değil.

---------------------------------------

İlkokul 5’te iken,din dersimize imam hatipli öğretmen gelirdi.Adamlar at gibi çalışıyor.O zamanlar bize imam hatip okulunu seçmemiz yönünde propaganda falan yapardı.Bazı arkadaşlar o öğretmen yüzünden imam hatibi seçmişlerdi.Neyse,bize ne mi öğretti?Örneğin,helaya girerken sol ayakla,çıkarken sağ ayakla girmemiz gerektiğini,destur falan dememiz gerektiği, falan filan.O zamanlar 10 yaşındaydım. Bu dediklerini uygulardım.Bazen de unutur,helaya sağ ayakla girerdim. Sonra kendi kendime sorular sorardım.Yahu bu ayak benim değil mi?Ne fark eder sağ yada sol diye. Sorgulamaya başlamıştım. Ezberlediğimiz dualar Arapça idi,altında Türkçe’si vardı.Hep sorardım arkadaşlara,neden Türkçe’si varken,Arapça öğrenmek zorunda olduğumuzu.Din dersini hiç sevmezdim,çünkü din öğretmeni,bir duayı ezberleyemezseniz, fena haşlıyordu adamı.
Sonra yurt dışına taşındık,bize hep öğretilen “Müslüman Arap din kardeşlerimizle” tanıştım.
Erkeklerinin oruçluyken hırsızlık yaptıklarını,Arap kadınlarının kocalarını nasıl boynuzladıklarını gördüm.Muhammed’in 6 yaşında aisa ile evlendiğini öğrendim.

Benim inancımı etkileyen en önemli olay,komşumuzdan aldığım Turan Dursun' un kitabı idi.Sonra Türkiye'ye gittiğimizde satın aldığım İlhan Arsel kitapları.

Ailemde çok önemli etken.Bizde din konusu pek konuşulmaz.Annem inançlıdır,babam sanırım ateist.Hiç bir zaman kendisine sormadım,inanıp inanmadığını.Turan Dursun,İlhan Arsel okuyan birisine,böyle soru sormak yersiz bence.

---------------------------------------

Benim için Tanrı’nın olmadığının (ya da olup olmamasının fazla da önemli olmadığının) göstergeleri,özetle aşağıdaki nedenlere dayanıyor:

1-Eğitim sürecinde edindiğim “bilimsel kuşkuculuk”, “her türlü öneriye,teoriye kanıt arama isteği”.
2-Einstein' in özel görecelilik kuramı.Hareketin ve zamanın göreceli olması uzayda mutlak bir referans olmadığını gösteriyor.Tanrı mutlak bir referans.
3-Heisenber’ in belirsizlik prensibi,parçacıkların ayni anda momentumunun (hareketinin) ve yerinin kesin olarak bilinmesinin mümkün olmadığını gösteriyor.Dolayısıyla “Her şeyi bilen” Tanrı kavramı çökmüş oluyor.
4-Darwin' in Evrim kuramı.Bu kuram türleri milyonlarca yıl süren değişimin oluşturduğu yolunda binlerce bilimsel kanıt gösteriyor.Görmemek için neredeyse kör olmak gerek!Evrim kuramı, “Tanrı bizi özene bezene yarattı” kuramını kolayca çürütüyor.Arkasından “Tanrı bizi yaratmadıysa ne işe yarar” sorusunu gündeme getiriyor.

5-İnsanlarda çok güçlü olan (kökeninde türün devamı güdüsü olan) “sürekli var olma” güdüsü.Benim inancıma göre,insanların çoğunun Tanrı’ya inanmak istemesindeki temel neden ölerek yok olmayı kabul etmek istemeyişleri,yani “ölümden sonra” mekan değiştirip var olmaya devam etme isteği.

---------------------------------------

Babaanne-büyükbaba Sünni,anne Alevi ama dinlerini hayatlarının hiçbir yerinde kullanmayan bir ailede büyüdüm.Babaannemlerle yaşadığım için dinle ilgili hiçbir şey öğrenmedim (okulda da derslere girmiyordum).2-3 yılda bir anne tarafıma gidince Alevilikle ilgili bir şeyler öğreniyordum ama insan sazlı sözlü türkülü cemlerde dinlerle ilgili ne öğrenebilir ki?Çocukken ateist miydim bilmiyorum.Babaanneden kalma alışkanlık,sadece gece uyumadan önce dua ediyordum. “Allah’ım babaannemi-büyükbabamı koru.Allah’ım unuttum annemi babamı da koru.Allah’ım çok oluyorum farkındayım ama ağabey mi de koru”.Bu duaları ederken bir Allah’ın varlığına inanıyor muydum onu da bilmiyorum.Çünkü bir süre sonra bu dualar,onlar için düşünüp çözüm aramaya dönüştü.

Yani zaten ateist gibi yetiştirildim.Eğer dindar bir ailede yaşasam dindar olur muydum bilmiyorum.Dinimi sorgulamayabilirdim,üzerine düşünmeyebilirdim,araştırmayabilirdim,olduğu gibi her şeyiyle kabul edebilirdim.Bugün burada bir çok kişinin sürekli aşağıladığı okuma hakkı olmaması gerektiğini söylediği türbanlı dindar biri olup türbanım için okuldan bile vazgeçebilirdim. “Zeki ve araştırmacı bir adamım.Dindar da yetiştirilsem kesin yine ateist olurdum” diyemiyorum açıkçası.Ne zekama,ne de cesaretime güvenmiyorum.

---------------------------------------

 

 

 

Ateizm kısaca,Tanrı veya Tanrıların varlığına olan inancın yokluğu olarak tanımlanır.Bu fikri savunanlara da ateist denir.

 

Yukarıdaki alıntılar ateist olan insanların ateizm düşüncesine nasıl sahip olduklarına dair açıklamalardır.Ateizm veya ateist lafını duyduğumuzda hemen tepki verecek bir pozisyon alırız.Onların bu düşünceye neden veya nasıl sahip olduğunu düşünmeyiz.Önyargılarımız ile hareket ederiz.

 

Yukarıdaki açıklamalara baktığımızda bazı şeyler dikkatimizi çekiyor.Ateizm düşüncesi çocuk yaşlarda (5-6) hayatı sorgulamak ve sorular sormakla başlıyor.Bu insanlar ateizm fikrine bir anda sahip olmamışlar.Uzun bir sorgulama,düşünme,araştırma süreci sonunda ateist olmaya karar vermişler.

 

Peki biz inananlar yeterince kendimizi sorguluyor muyuz?

Bence yukarıdaki alıntılardan herkesin kendine bir ders çıkarması gerekir.

Yorum Yaz