Tayyip Erdoğan, Başkanlık Sistemini Neden İstiyor?

Başkanlık sistemi, başbakanın dürtmeleriyle tekrar gündeme geldi. Başbakan bu konuyla ilgili olarak “kamuoyunda tartışılsın” diyor. Ancak kamuoyu, önünde bir taslak olmadan başkanlık sistemini nasıl tartışabilir ki? Başbakanın kafasında nasıl bir başkanlık sistemi var? ABD modeli mi, Fransız modeli mi, Alman modeli mi, Karma model mi, yoksa özgün bir model mi? Aslında başbakanın “tartışılsın” demesi sadece bir “laf”. O, kafasında bazı şeyleri kurguluyor ve zamanı geldiğinde gerçekleştiriyor. Bu gerçekleştirmeyi de tartışma ve olgunlaştırma veya toplumsal mutabakat yoluyla yapmıyor. Tamamen çoğulcu bir dayatma yöntemiyle gerçekleştiriyor. Bunun emaresini de son olarak “referanduma götürülebilir” açıklamasıyla görebiliyoruz. Aynı çoğulcu dayatma, gelecekte yeni anayasaya yaparken de önümüze çıkabilir.

Gelelim, başbakanın neden başkanlık sistemi istediğine. Valilerin halk tarafından seçilmesini istemesi, başkanlık modelinin özgün bir model olacağını gösteriyor bizlere. Dikkat, eyalet sisteminden hiç bahsedilmiyor. Başbakan kendine özgü bir başkanlık sistemi kurmayı planlıyor. Burada asıl mesele, kontrol. Kontrolün bütünüyle kendisinde olmasını istiyor. Bugünkü sistemde başbakanlık makamı, icra makamıdır. Yönetime ilişkin bütün yetki ve kontrol başbakandadır. Cumhurbaşkanlığı makamı ise, onay makamıdır. Yani hükümet bir takım yasama görevlerini yerine getirir, bir takım yenilikler yapar, cumhurbaşkanı da bu yeniliklere onay verir. Başbakan görünürde halkı temsil eder, halka hesap verir. Cumhurbaşkanı devleti temsil eder. Cumhurbaşkanlarının belli bir devlet adamlığı statüsü vardır. Ve kişi cumhurbaşkanı olduğunda partisiyle ilgili bir siyasi faaliyette bulunamaz, bir siyasi partinin tarafı olamaz. Çünkü o tüm Türk halkını ve Türkiye’yi temsil eder. Tarafsız olmasa bile, en azından tarafsız görünmek zorundadır. Bir takım dengeleri belli bir devlet disiplini içerisinde gözetmek zorundadır.

Tayyip, mevcut sistemde çok rahat iki dönem cumhurbaşkanlığı yapabilir. Ancak, bu defa hükümetin kontrolünü kaybeder. Cumhurbaşkanı olduğunda ve sadece onay makamı olduğunda dahi hükümetin işlerine burnunu sokabilir, güç dengelerini başbakandan cumhurbaşkanına kaydırabilir. Ancak bu çok fazla göze batar ve icraya müdahale bir süre sonra sıkıntı doğurur. Kontrolün 2023 yılına kadar tamamen kendisinde olmasını sağlamak adına Tayyip, başkanlık sistemini bir şekilde topluma dayatacaktır. Ve kamuoyunun bu sistemi doğru düzgün tartışmasına fırsat vermeden işi oldu, bittiye getirmeye çalışacaktır.

Tayyip’in kafasında olan model belki iyi bir model olabilir. Henüz yumurtlamadılar. Asıl sorun, yetki ve sorumlulukların bir kişiye indirgenmiş olması. Bu sağlıklı bir yönetim biçimi değildir. Doğru düzgün çalışan bir yönetim modeli gereklidir. Farz edelim Tayyip’e suikast düzenlediler ve öldü. Kim, nasıl yönetecek bu ülkeyi? Politikalar nasıl şekillenecek? Her şeyde son kararı veren başbakandır. Doğru düzgün çalışan bir sistem yok. Kişiye odaklı yönetimler tehlikelidir. Bugün iyi niyetli biri yönetir, güzel olur. Yarın kötü niyetli biri yönetime gelirse, ülke felakete gider.

Daha, hukuk sistemi düzeltilmemiş. Daha, sağlıklı çalışan bir yönetim biçimi yok. Demokrasi yok. Temsilde adalet yok. Siz bu şartlarda nasıl başkanlık sistemi getireceksiniz? Nasıl anayasa yapacaksınız? Bu şartlarda başkanlık sisteminin bizi götüreceği nokta, Tayyip Erdoğan otokrasisinden başka bir yer değildir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !