Tayyip Erdoğan'ın Yasaklı Kelimeleri

Başbakan Recep Tayyip Erdoğan bazı kelimeleri söylemekten ısrarla kaçınır. Bu kelimeler onun yasaklı kelimeleridir. Bu kelimeler sürekli ona başarısızlığını hatırlatır. Bu kelimeleri kullanmamak sürekli ona halkı uyutma gücü verir. Bu kelimeleri halkın duymaması gerekir. Zira bu kelimeleri halk duyarsa derin uykusundan uyanır ve gerçekleri görmeye başlar. İşte halkın duyması gereken ve Tayyip Erdoğan’ın kabuslar görmesine neden olan kelimeler.

İthalat: İthalat en kötü kelimedir. Tayyip Erdoğan’ın ağzından hiçbir şekilde “ithalat” kelimesi çıkmaz. Sanki Türkiye sadece ihracat yapıyormuş gibi sürekli ihracat rakamlarını söyler.

Dış ticaret açığı: En kötü kelimedir. Zira ülkemiz sürekli olarak dış ticaret açığı vermektedir. Yani ülkemiz sürekli zarar etmektedir. Bu zarar ithalatımızın ihracatımızdan her zaman fazla olduğu içindir.

Cari açık: Mal ve hizmet, ödemeler dengesi sürekli zararda olduğu için, sürekli cari açık yaşanmaktadır. Bu kelimede hiç telaffuz edilmez.

Bütçe açığı: Devletimizin bütçesi de sürekli zararda olduğu için bu kelimede en sakıncalı kelimelerden biridir. Bunu da hiç duymazsınız.

SGK açığı: Sosyal güvenlik kurumu yapısal sorunlarından dolayı 1991 yılından beri sürekli artan bir borç batağına saplanmıştır. Tayyip Erdoğan’ın oy almak için ortaya çıkarttığı kolay emeklilik kampanyaları yüzünden açık iyice hortlamıştır. Bundan da hiç bahsedilmez.

Açlık sınırı: Ne üzüntü vericidir ki; birçok emeklimizin maaşı ve asgari ücret açlık sınırının altındadır. Bundan da hiç bahsetmez Tayyip Erdoğan.

Devlet borcu: Bu borca genelde merkezi yönetim borcu veya kamu net borç stoku derler. Vatandaş bir şey anlamasın diye. Ama yine de telaffuz edilmez. Neden mi? Çünkü bu borçta sürekli artar. Hem de korkunç bir şekilde. En çok endişe duymamız gereken borç budur? Çünkü her saniye hep yukarı çıkar. Tayyip Erdoğan 2002 yılında 232 milyar TL ile devraldığı bu borcu 8 yılda yani bugün 482 milyar TL’ye yükseltmiştir. Tayyip Erdoğan 8 yılda devleti 250 milyar TL borçlandırmıştır. Tayyip’in en büyük başarısızlığıdır bu. IMF’nin 20 milyar $’lık borcu 250 milyar’ın yanında çerez-çimen kalır. Bu borç Türk milletinin geleceğinin borcudur. Gelecek 10-15 yıl bu borcu faiziyle birlikte garip vatandaş ödeyecek. Heyt be…Çılgın proje yapmak kolay, nasıl olsa vatandaşın geleceğini borçlanıyor. Tayyip hepsini yapar. Aman vatandaşım, sakın uyumayın. Uyanın bu gaflet uykusundan.

Benzin fiyatlarındaki artış: Tayyip Erdoğan’ın ağzından zor duyarsınız bu kelimeleri. Duyduğunuz zamanda fırça yemeğe hazır olun. Çünkü başka türlü savunulamaz benzin zamları. “Biz 2,5 TL sabit ücret alıyoruz” demezler. “Üreticiler zam yaptı” derler.

İşsizlik: En nefret ettiği kelimedir. Sıcak paraya, ithalata ve otomasyona dayalı üretim hiçbir zaman istihdam sağlamaz. İstihdama dayalı politikalar değil, yandaş zengin etmeye dayalı politikalar uygulanır. Ülke 2002 yılına geri dönmüştür. Türkiye’nin toplam borcu birkaç yıla kalmaz 1 trilyon TL’ye ulaşır ve zaten bu aşamadan sonrada bu borç hiçbir şekilde kapanmaz. Mantık şudur. “Ulen ben mi kurtaracam memleketi. Birazda diğerleri uğraşsın. Tıpkı Obama’nın kucağında bulduğu ABD enkazı gibi, gelecek dönem iktidara gelen kişi Türkiye enkazını kucağında bulur. Ama yapacak fazla bir şey yoktur. O'da milleti uyutmanın yollarını arar.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !