Türk Toplumunu Kontrol Etmenin Yolları

Türk toplumundan kast ettiğim kitle, Türkiye Cumhuriyeti sınırları içinde yaşayan toplumdur. Kontrol ediyor olan kesim ise toplum liderleridir. Toplum liderleri siyasi, askeri veya ticari olabilir. Biz, halen uygulanmakta olan siyasi kontrol sistemini ele alalım.

Eskiden Türkiye’de toplum iki şekilde kontrol altında tutulurdu. Birisi ideolojik, diğeri dini. İdeolojik yöntemde Atatürk öldükten sonra ortaya çıkartılan putperestlik benzeri bir ideolojiyi daha ilk okuldan başlayarak topluma empoze eden bir yol izlenirdi. Ortaya Türk toplumunun %30’unu oluşturan bir kitle çıktı. Dini yöntemde ise olay çok daha basitti. Dünya’nın her yerinde din, toplumların en hassas noktasıdır. Din üzerinden toplumları kontrol etmek çok eskiye dayanan bir yöntemdir. Dini yöntemle kontrol edilen kitlede %70’i temsil eder.

Ancak son yıllarda gerek küreselleşme, gerekse bilişim teknolojilerinin gelişmesi sonucu ideolojik ve dini kontrol yöntemleri Türkiye için geçerliliğini yitirmeye başladı. Yeni bulunan kontrol yöntemi ise ekonomidir. Yani, borçla kontrol yöntemidir. Borçla kontrol yöntemi, son 5-6 yıldır Türkiye’de başarıyla uygulanan bir yöntemdir. AKP hükümetini 3. iktidarına emin adımlarla taşıyacak çok sağlam bir yöntemdir.

Borçla kontrol yönteminde toplumu çeşitli şekillerde borçlandırırsınız. Türkiye’de bu işi en iyi bankalar başardı. Bugün gidin istediğiniz bankadan istediğiniz krediyi alabilirsiniz. Kredi nedir? Bir ihtiyacınızı gidermek amacıyla bankadan faiz karşılığı borç almaktır. Yani kredi aldığınızda gelecek 3, 5,10 hatta 15 yılınızı bankaya borç ödemekle geçirirsiniz. Bunun yanında AKP hükümeti, ABD’deki mortgage krizini de Türkiye’de fırsata çevirmeyi çok iyi başarmıştır. Bu konuda kendilerini kutlamak lazımdır. Bu başarının adı Toki’dir. Toki’nin açılımı “Başbakanlık Toplu Konut İdaresi Başkanlığı” dır. Yani Toki, başbakanlığa bağlıdır. Toki’de amaç, insanları konut sahibi yapmak, bu sayede insanların hükümete minnettar olmasını sağlamak ve dikkat, insanların gelecek 10-15 yıllarını borçlandırmaktır. İnsanlar borçlu olduklarında mevcut istikrarın bozulmasını istemezler. Eğer istikrar bozulur ve kaos çıkarsa kredilerinin faizleri yükselebilir veya kredi taksitlerini ödemekte zorlanabilirler ve bunun sonucunda kredilerini ödeyemez duruma düşebilirler. İstikrarın bozulmaması için Tüm Toki sakinleri minnettarlıkları ile beraber oylarını ikinci dönem için AKP’ye verdiler. Ancak 15 yıl vadeli, 40 bin lira’lık evlere 60 bin lira ödeyerek. Toplum ne kadar borçlu olursa ve bu borç ne kadar uzun vadeli olursa, devleti yöneten siyasi iktidar için o kadar iyidir.

Ortalama bir esnaf veya zanaatkar’ın son 5 yılda bütün giderleri neredeyse ikiye katlandı. Ancak gelirleri aynı kaldı. Bu o esnafın son 5 yılda 2 kat fakirleştiği anlamına gelir. Bugün orta gelir grubundaki birçok insan kazandığı parayı arttıramaz. Çünkü giderleri o kadar çoktur ki, ancak karnını doyurur. Yani olağan üstü bir durum olduğunda, mesela evlilik, doğum, öğrenci gideri vs, ister istemez borçlanacaktır.

Siyasi liderler için en kolay lokma en alt gelir grubunda olanlardır. Onların hayattan fazla bir beklentileri yoktur. Onları 10 çuval kömür veya buzdolabı veya biraz parayla kandırabilirsiniz. AKP’nin en fazla oy aldığı kesim orta ve alt gelir gruplarıdır.

Geçen genel seçimde, AKP oylarını toplamak için farklı bir yöntem daha uyguladı, emeklilik. Emekliliği gelmiş veya yaklaşmış olan ancak yüksek prim borçlarından dolayı emekli olamayan insanları, faiz affı veya taksitlendirmeyle emekli etti. Sadece bu sebepten AKP oy vermiş çok insan tanıyorum. Ancak bunun sonucunda SGK’da telafisi zor zararlar oldu. SGK açıkları 30 milyara ulaştı ve bu borcu devlet finanse ediyor. Tüm ülkenin geleceğini borçlandırarak.

Gelelim yeşil karta. En alt gelir grupları bir kenarda ölüp kalmasın diye vatandaşa devlet yardımı. Ancak yine bu karta sahip olmak için AKP’ye yakın olmalısınız. Bunun için AKP il ve ilçe merkezleri yegane adresinizdir. Sonrasında BMV’ye binen yeşil kartlılar görebilirsiniz sokaklarda.

AKP, insanlara çok yardımcı olmuştur. Hep açıktan kaşıkla veren el olmuştur. Ama gizliden kepçeyle alan el olduğunu pek fazla kimse bilmez. Bilseler de yapacakları çok fazla bir şey yoktur. Bizim insanımız veren eli geri çevirmez. İnsanımıza verirsen oda sana verir. Ne verir? 4 yılda bir oy verir. Çünkü gönülden verecek başka bir şeyleri yoktur.

Evet, söylediğim gibi, borç en etkili toplumsal kontrol aracıdır. Peki, insanlar borçlu yaşıyor da devletin borcu yok mu? Olmaz olur mu? Devlet, insanlardan daha borçludur. Zaten devlet bir bakıma kendi borcunu finanse edebilmek için de insanları borçlandırıyor. AKP hükümeti bir çok altyapı hizmeti yaptı, sağlık alanında iyileştirmeler, siyasi alanda gelişmeler sağladı. Allah için çalışıyorlar yani. İyi, güzel de bütün bunlar, zaten tek başına iktidardan halkın beklentilerini karşılaması gereken şeyler. Öyle olmasa insanlar AKP’ye niye oy versin? Ancak dikkat etmeniz gereken bir nokta var. AKP, ekonomi yönetiminde iyileştirme yapmamış, başarılı bir şekilde borç çevirmiştir. Yani yapılan hizmetler gelecekte ödenmesi gereken borç olarak karşımıza çıkacak.

Ülkemizin borcu her geçen saniye artmaktadır. En son hatırladığım kadarıyla devletin toplam borcu 450 milyar TL civarındaydı. Ve bu borç sürekli artmaktadır. Şimdi sorulması gereken soru şu. Sürekli artmakta olan bu devletin borçları nasıl finanse edilecek? Tabiî ki vatandaşa yüklenecek dolaylı vergilerden. Yani tüm halkımız gelecekte çok yüksek vergilerle, fakirlikle yüz yüze gelecek. Kim 5 yıl öncesine göre durumunun daha iyi olduğunu söyleyebilir? Bu günden sonra hiç kimse bir ihtiyacını karşılamak için bir kenara para koyamaz. İhtiyacınız karşılamak için kredi çekeceksiniz.

Peki asıl olan nedir? İnsanlara para, kredi veya bir şeyler vermek değil. İnsanların rahat bir yaşam sürdürmelerini sağlayacak altyapıyı oluşturmaktır. Askeri, öğretmeni sözleşmeli çalıştırmak değil, kadrolu çalıştırmaktır. Bu da bir kontrol sistemidir. Dikkat, kontrol çok önemlidir.

Bakın şimdi, seçim öncesi bütün siyasi rüşvetler dağıtılıyor. Öğretmen atamaları da yapılır. Esnafın, çiftçinin borç yapılandırması da olur. İsteyin isteyebildiğiniz kadar. Ama şunu unutmayın. Bunun birde seçim sonrası var. AKP bütün verdiklerini seçimden sonra misli misli çıkartacak bizlerden. Benden söylemesi. Ben gelecek güzel günler beklemiyorum. Çünkü balık tutmasını öğreten yok. Hep balık veriyorlar ve insanlarda bu balıkları bir lokmada yutuyor. Ne yapsınlar, ne kopartsalar kar.

Bütün bu sistem içinde AKP’ye yakın çevreler milyarder olmaya başladı. Başbakanımız dış politikada oldukça başarılı oldu. Nasıl olmasın, sürekli yurtdışında. Uçak, gemi vs yapmaya başladık. Ama ne hikmetse dış ticaret açığı neredeyse 2002 yılı ile aynı oranda. İşin en komik tarafı ihracatımızı arttırdık diye övünüyoruz ama ihracatımız arttıkça devletin borcu da artıyor. Gülüyoruz ağlanacak halimize.

Çözüm mü? Borçsuz ve fakir bir yaşam sürdürebilirsiniz. Yeşil kart çıkartın. AKP’ye yakınlaşın, kömür, buzdolabı, altın felan isteyin. Ya da hayatınızı yaşayın, bir yığın borç yapın, kaçıp gidip çoban olun. Ya da dürüstlüğü bir kenara bırakın, onursuz bir yaşam sürdürün. Zaten devletin bu uygulamaları insanları usulsüzlüğe, yolsuzluğa fazlasıyla itmektedir.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !