Türkiye İçin Başkanlık Sistemi

Son günlerde “Türkiye için başkanlık sistemi tartışılabilir” gibi söylemler duymaya başladık. Evet, başkanlık sistemi tartışılabilir. Çünkü uygulamaya yönelik kimsenin kafasında netleşmiş bir sistem yok. Sistem nasıl işleyecek? Hangi kişiler başkan adayı olabilecek? Eyalet sistemi gerekli mi? Başkanlık sistemi Türkiye için uygun mu?

Başkanlık sistemi Türkiye’ye uygulanabilir. Beraberinde eyalet sistemi değil, bölge sistemi de getirilmeli. Burada asıl önemli olan bir devlet başkanının halk tarafından seçilmesi değil, devlet başkanlığına aday olacak kişinin sistemin içinden nasıl çıkartılacağıdır. ABD sisteminde genelde eyalet valileri veya senato üyeleri arasından başkan adayları çıkıyor. Bu kişiler genelde büyük bir halk desteğini arkasına almış ve siyasi sistem içinde başarılı olmuş olan insanlardır. Günümüz Türkiye’sinde ise şimdiki başbakanımız Recep Tayyip Erdoğan buna benzer bir şekilde 8 yıldır iktidarını koruyor. İnsanlar Erdoğan’ı nasıl başbakan yaptı? Birincisi İstanbul büyük şehir belediye başkanlığını başarıyla yürüttü. Bu siyasette yükselmek ve kamuoyu desteğini arttırmak için çok sağlam bir referanstır. İkincisi daha önce denenmemiş bir siyasetçiydi. Bu o kadarda etkili değildir normal şartlarda. Ancak, mevcut yöneticilerden memnun olmayan halk için etkili oluyor. Şimdi mesele şu? ABD’de siyaset toplum için çok etkin bir olay değildir. Seçimlere katılım genelde düşük olur. Sadece seçimler zamanında siyasetle ilgilenir halk. Seçim bittiğinde işine gücüne bakar. ABD sisteminde siyaset bir araçtır. Toplumu ve ülkeyi kalkındırmak için. Bizde ise durum daha farklıdır. Bizim toplumumuzda siyaset her gün gündemdedir. Bütün işler siyasetle döner. Siyasiler için, siyaset bir araç değil, bir amaçtır. Ego, çıkar, rant, biraz da toplum yararı için yapılır. ABD toplumu ile Türkiye toplumunun zihinsel yapıları farklıdır. Zaten baktığınızda ABD dışında diğer ülkelerde uygulanan başkanlık sistemi sağlıklı çalışmamaktadır. Neden? Yine geliyoruz eğitime. Eğitim seviyesi ve refah düzeyi yüksek toplumlarda insanlar birbirleriyle uğraşmak ve toplum üzerinden çıkar sağlamaya çalışmak yerine, işlerine güçlerine bakarlar. Ancak gelişmekte olan ve az gelişmiş ülkelerde gerek cehalet gerekse çıkarcılık daima ön planda tutulur. ABD dışındaki diğer bütün ülkelerde başkanlık sistemi diktatörlüğü getirmiştir.

Şimdi durum böyle diye başkanlık sistemi uygulanamaz diyemeyiz. Ancak, özellikle mevcut siyasilerin ve siyasetle uğraşan kişilerin, zihinsel devrim yapmaları gereklidir kendi içlerinde. Siyasetçiler koltuk sevdasından vazgeçmeli. Yani parti başkanları ya arka planda kalacak yada sürekli değişecek. Demirel gibi, Ecevit gibi, Hoca gibi, ölene kadar siyaset yok arkadaş. Siyaseti bir araç değil de, amaç olarak gören siyasiler için başkanlık sistemi felakete dönüşebilir. Ve kaçınılmaz olarak bizde diğer ikinci sınıf ülkeler gibi diktatörlüğe gidebiliriz. Ancak, gerçek anlamda işletilirse başkanlık ve bölge sistemi mükemmel bir sistem olacaktır Türkiye için.

Şimdi başkanı halk seçecek bu belli. Zaten altyapı hazırdır. Cumhurbaşkanlığını doğrudan başkanlığa çevirirsin olur biter. Eyalet sisteminin bir benzeri, bölge sistemi geliyor. Marmara bölgesi, Ege bölgesi vs. 9 adet bölgemiz oluyor. Her bölgenin kendi meclisi oluyor. ABD sisteminde temsilciler meclisi nüfusa göre oluşturulur. Senato da ise her eyaletten 2 üye bulunur. Hepsini halk seçer. Bizde ki bölge sisteminde her bölgede nüfus oranına göre bölge meclisleri oluşturuluyor. Her ilde en çok oyu alan vekil adayı Ankara’daki merkez meclisine gidiyor. Mesela Marmara bölge meclisinde 120 vekil var. Bunlardan 50 tanesini İstanbul vekilleri 4 tanesini Çanakkale vekilleri oluşturuyor. Bunlar bölgenin iç işlerinde karar alıyorlar. Her ilde en çok oyu alan vekil Ankara’ya gidiyor. Şu an 81 ilimiz var ise merkez meclisi 81 vekilden oluşuyor. Bütün iller Ankara’da eşit olarak temsil ediliyor. ABD sistemiyle biraz farklıdır. ABD’de temsilciler meclisi ve senato ortaklaşa karar alarak yasa çıkartıyor. Bizde ise merkez meclisi ülkenin geneliyle ilgili yasa çıkartıyor.

Devlet başkanını halk seçiyor. Peki bölgeler nasıl yönetilecek? Bölgeler içinde başkanımız var. Bölge başkanları da doğrudan o bölgenin halkı tarafından seçilecek. ABD’deki sistemde eyalet valisi halk tarafından seçilir ve eyaletin başı odur. Ancak Türkiye’de durum biraz farklı olacak. Ankara’dan atanmış bölge valileri olacak. Halk tarafından seçilmiş bölge başkanları olacak. Bölge valisi yetki olarak başkanın altında olacak. Ancak vali, Ankara’ya karşı sorumlu olacak. Bölge valisi resmi işlerin yürütülmesinden sorumlu olacak. Bölge başkanı da, kendi bölgesini kalkındırmaktan. Kendi bölgesinde iyi çalışmış ve bölgesini kalkındırmış bir bölge başkanı gelecek dönem için mükemmel bir devlet başkanı adayıdır. Kanuna dayalı olmasa da bölge başkanları içinden referansları en yüksek olan büyük bir olasılıkla devlet başkanı seçilecek. Bu ABD’deki sistemden çok daha iyi bir sistemdir.

En tepeden, en aşağıya kadar ikili bir sistem olacak. Atama usulü seçilen vali ve kaymakam, seçim usulü seçilen vekil ve başkan. Bölge valileri, il valileri,ilçe kaymakamları yerli yerinde kalıyor. Bunlar devletin resmi işleriyle ilgilenecek.

Devlet başkanı 4 yılda bir seçilecek. Devlet başkanı ikinci dönem için tekrar aday olabilecek. Üçüncü dönem aday olabilmesi için merkez meclisinin 3’te 2 çoğunluk oyunun kararı gerekecek. Bölge başkanlıkları içinde aynı şey geçerli olacak. Devlet başkanı ve bölge başkanları eş zamanlı yapılacak seçilerle belli olacak. Yani vatandaş sandığa gittiğinde bölge başkanı ve devlet başkanı için oy kullanacak. Başkanlık seçimlerinden 2 yıl sonra vatandaş bu kez vekillerini seçmek için sandık başına gidecek. Milletvekilleri ve belediye başkanları aynı anda seçilecek.

Bu sistemdeki asıl amaç, siyasette yükselmenin, toplum için çalışmaya, zeki ve vizyon sahibi olmaya bağlı olmasıdır.Yani nitelikli ve siyasetle ilgilenmek isteyen bir kişiyseniz, kendi ilinizde vekil olarak bölge meclisine girebilirsiniz. Çok çalışır ve ikinci dönem merkez meclisine girebilirsiniz. Orada liderlik özelliklerinizi gösterir, bölge başkanı adayı olabilirsiniz. Bölgenizi kalkındır ve devlet başkanı adayı olabilirsiniz. Sistem böyle işliyor.

Ancak bu sistem şimdiki siyasilere hiç yaramıyor. Parti başkanları ya değişecek yada sembolik olarak yerlerinde kalacaklar. Çalışmayan lidere kimse oy vermez. Başkanlık ve bölge sistemi üzerinde daha tartışılabilir. Ayrıntılar farklılaştırılabilir. Ancak şunu hiçbir zaman unutmayalım. Siyasilerimizde zihniyet devrimi yaşanmadan başkanlık sistemi bize çok uzaktır. Bu kafayla başlarsak elimize yüzümüze bulaştırır, diktatörlüğü getiriveririz. Siyasilerimiz, siyaseti bir amaç olarak değil, bir araç olarak görmek zorundadır. Bugünkü birçok siyasetçimiz neredeyse 20-30 yıldır siyasetin içindeler ve ölünceye de kalmaya çok hevesliler.

Unutmadan başkanlık sisteminde başbakan ve bakanları devlet başkanları seçer. Başkan istediği kişiyi başbakan veya bakan yapabilir. Başbakan ve bakanların meclis üyesi veya vekil olma zorunluluğu yoktur. Ehil kişilerin bakan olması daha iyidir. Tabii buna bir sınırlama getirilebilir. Mesela merkez meclisi bakanları beğenmezse, herhangi bir bakanı 3’te 2 çoğunluk kararıyla veto edebilir. Dediğim gibi başkanlık sistemi tartışılabilir. Ama, ciddi bir biçimde. Bunun içinde herkes kendince birer taslak hazırlamalı ve kamuoyuna sunmalıdır.

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !