Türkiye İçin Çılgın Projelerim Var.

Malum, 2011 yılı genel seçimleri yaklaşıyor. Siyasi partiler bir bir vaatlerini ortaya dökmeye başladılar. Son günlerde birde çılgın projeler konuşulmaya başlandı. Benimde çok çılgın projelerim var. Ben kim miyim? Ben “Ekmek partisi” genel başkanıyım. Eskiden benim adıma “orta direk” diyorlardı. Şu sıralar adımı “borçlu direk” olarak değiştirdim.

12 Haziran 2011 seçimlerine bende katılacağım. Oy’unuza talibim. Oy pusulasındaki yerim 1. partinin (AKP’nin) hemen solunda. Orada bir şey göremiyor musunuz? Bir şey göremiyorsanız kaleminizi çıkarıp “Ekmek partisi”, altına da “evet” yazıyorsunuz. Tabiî ki benim de diğer siyasi partiler gibi size vaatlerim ve çılgın projelerim olacak. İsterseniz sizleri fazla sıkmadan çılgın projelerimi bir bir sıralayayım.

Çılgın proje 1: 2002 yılında 2 milyar TL olan SGK açıkları 2011 yılında, yani bugün 30 milyar TL’ye yükselmiştir. Bu açık her yıl devlet tarafından finanse edilmektedir. Devlet bu açığı borç alarak ve faiz ödeyerek kapatmaktadır. Yani bizim vergilerimiz sırf beceriksizlik ve çıkarcılık yüzünden faize gitmektedir ve bu bilgi hiçbir zaman kamuoyu ile paylaşılmamaktadır. Ben 3 yıl içinde bu açığı sıfıra düşüreceğim. Nasıl, epey çılgın bir proje değil mi? Bazılarınızın içinden “nah yaparsın” dediğinizi duyar gibi oluyorum.

Çılgın Proje 2: 2002 yılında 232 milyar TL olan merkezi yönetim (devlet) borç stoku 2011 yılında, yani bugün 482 milyar TL’ye yükselmiştir. Nefes aldığımız her saniye milyon milyon TL borçlanıyoruz. Bu borcu kim, ne zaman ödeyecek bilin bakalım? Tabiî ki ben. Ben 3 yıl içinde bu borcu sıfıra düşüreceğim. Bu da çok çılgın bir proje. İlk projeden daha çılgın.

Çılgın proje 3: 2002 yılında 15 milyar $ olan dış ticaret açığı 2011 yılında, yani bugün 72 milyar $’a yükselmiştir. İhracat yaptık diye boşa sevinmeyelim. İthalatımız, ihracatımızdan çok fazla. Yani ürettiğimizden fazla tüketiyoruz. Ne demek bu? İşyerinde ne kadar çok mal satarsak o kadar çok borçlanıyoruz. Anlamak biraz güç olabilir. 2002 yılında 36 milyar $’lık mal satıp 51 milyar $’lık mal aldık. 15 milyar dolar borç hanemize yazıldı. 2010 yılında 113 milyar dolarlık mal satıp 185 milyar $’lık mal aldık. 72 milyar $ borç hanemize yazıldı. Türkiye geneli toplam borcumuz, övünüp durduğumuz ihracat artışımızla beraber her yıl artmakta. Size vaadim, 3 yıl sonunda dış ticaret açığımız değil, dış ticaret fazlamız olacak. 3 yıl sonunda 1 milyar $ dış ticaret fazlası vaat ediyorum. Sonraki 3 yıl da 100 milyar $ dış ticaret fazlası vaat ediyorum. Yani bugünkü gibi 130 TL kazanıp 200 TL harcamayacağız. Ya ne yapacağız? 200 TL kazanıp 100 TL harcayacağız. İşte bu çılgın projem Türkiye’yi uçuracak. Memleketimizi gelişmiş ülkeler düzeyine çıkaracak en esaslı proje budur. Ötekiler ancak sizleri kandırır. Siz, diğer siyasi partilere sakın aldanmayın. Oyunuzu bana verin. Bakın görün neler oluyor? Tüik verileri

Çılgın proje 4: Seçim barajını kaldırıyorum. %10 barajı tarihe karışıyor. Baraj sıfır. En küçük azınlıklar bile mecliste temsil edilecek. Sözü dinlenecek. Ben halkıma ve onun samimiyetine güvenirim. Benim partim tüm partilerle uzlaşmasını bilir. Yeter ki ortak paydamız Türkiye ve Türk halkı olsun. Şimdiki gibi çakma demokrasi değil, gerçek demokrasi olacak. Şimdiki gibi lider vekili değil, milletvekili olacak meclis üyelerimiz. Çatışmayla hiçbir şey olmaz. Ne için çatışıyorsun. Herkes ülke çıkarlarını gözetirse neyi sorun ediyoruz ki kendimize?

Çılgın proje 5: Ankara, İzmir, Adana ve Diyarbakır’a teknokentler kurulacak. Türkiye ekonomisinin %40’ını İstanbul üstleniyor. Allah muhafaza İstanbul’da bir deprem olursa veya bir savaş çıkar, atom bombası falan atarlarsa ülkemiz çöker. Ekonomik yatırımlarımızı İstanbul dışındaki diğer büyük illere dağıtmalıyız. Refah ve gelirden tüm ülke eşit oranda faydalanmalı. İstanbul’a bu kadar yüklenmeyin, sonu felaket olur.

İlk dönem iktidar için bu kadar çılgın proje yeter sanırım. Şimdi bu projeleri hayata geçirmem için tüm Türkiye 3 yıl için özveride bulunacak. Bu ne demek? 3 yıl boyunca sefil bir hayat süreceğiz. Az kazanacağız, az harcayacağız. Devletin her türlü giderini kısacağız. Refah içinde geçireceğiniz bir gelecek için 3 yıl boyunca bu özveride bulunabilir misiniz? O zaman oyunuzu “Ekmek partisi” ne verin. Diğerleri yalan söyler, hepsi yalancıdır. Sizleri kandırır. Ama bizim partimiz en dürüst partidir.

3 yılın sonunda vatandaşa yüklenen bütün o ağır vergiler kaldırılacak. ÖTV, KDV, damga vergisi, kağıt parası hiçbiri alınmayacak. Karmaşık ve üçkağıtçı vergi sistemi terk edilecek. Herkesten gelirinin %20’si vergi olarak alınacak. Hepsi o kadar. Şirketlerin giderlerini vergiden düşüp küçük esnaftan daha az vergi vermesi önlenecek. Herkes adam gibi denetlenecek. Küçük esnaf ve memur arasındaki gelir adaletsizliği düzeltilecek. Biz size para, kömür, buzdolabı falan vermeyeceğiz. Bütün bunlar olduğunda zaten herkesin refah düzeyi yükselmiş olacak. Etimizi, sütümüzü, sebzemizi, meyvemizi fazla fazla üretip dışarıya ihraç edeceğiz. Akaryakıttan ÖTV ve KDV kaldırılacak. Sadece %20 vergi alınacak. Yani benzin şimdiki gibi 4 TL değil, 1 TL olacak. 1000 kişilik ihracat ekibi kuracağız. Ürettiklerimizi Dünya’nın dört bir yanına satacağız. İstanbul’a 3. boğaz köprüsünü yapacaklar, Çanakkale’yi düşünen yok. 4 yıl sonra Çanakkale’ye boğaz köprüsü yapmış olacağız.

Siz diğer partilerin bol keseden atıp tuttuğuna bakmayın. Onlar ancak sizin paralarınızla bir şeyler yapar. Onu da ancak, sizin geleceğinizi borçlandırarak. Size yapılan hizmetler, 2030 yılına kadar borç ve faiz olarak size geri döner. Sakın onlara aldanmayın. Oyunuzu ekmek partisine verin.

Anayasa falan hikayedir. Farz edelim anayasa değişti. Sizin hayatınızda ne değişecek? Hiçbir şey. Siz yine sefil, siz yine borçlu. Anayasa en son yapılacak şeydir. 2020 yılında düşünürüz o meseleyi. Referandumda “evet” dediniz de ne oldu? Bir tarafınız fazlalaştı mı? Hayır. Sadece  AKP yüksek yargıyı ele geçirdi. Gelecekte yargılanmaktan kurtuldu. Çocuklarınız- 1.700.000 öğrenci- sınavda şifreye takılmadı mı? Çocuklar demişken, bütün dershaneleri kapatıyoruz. Dershaneleri özel okula çevirmek için devlet teşviği vereceğiz. Çocuklar sınavlar için yarışmak zorunda kalmayacaklar. 20 yıldır düzelmeyen eğitim sistemini düzelteceğiz. İçiniz rahat olsun biz ekmek partisiyiz. Halkın partisiyiz. Diğerleri gibi çakma-çıkarcı değil. Onlar sadece kendi kişisel veya grupsal çıkarlarını düşünürler. Sürekli bölerler, ötekileştirirler. Biz ekmek partisiyiz. Ekmek partisi varsa herkes için var.

Bütün bu çılgın projeler ve vaatler birer hayal değildir. Hepsi gerçekleştirilebilir. Ama tek bir şartla; iktidara gelenler Türkiye ve Türk halkı için çalışacak. Ve bu çalışmalarında samimi olacak. İşin en ironik olan yanı ise bütün bunları gerçekleştirmeyi başaran parti sadece  bir dönem iktidarda kalabilir. Çünkü vatandaşımız ne bunların değerini anlar, ne de gerekli özveride bulunur. Çünkü on yıllar boyunca sürekli hazırdan almaya alıştırılmış. On yıllar boyunca sürekli sefalet ve çıkar üstüne bir düzen kurulmuş. 1960’lı yılların gazete manşetlerini açın, okuyun. 50 yıldır aynı konular işlenir, durur. Bütün bu sorunlar bizim kronik sorunumuz olmamalı. AKP iktidarı bile hala bu sorunlara çözüm üretemedi, 2 dönemdir iktidar olmasına rağmen. Bakın yine bugün gazetelerden okuyoruz. 30 bin kadrolu öğrenmen atanacak, 1 haziranda. 12 hazirandan seçim var. Ağustos ayında yapılan atmalar sırf seçim rüşveti olsun diye, sırf yapılanlar oya devşirilsin diye kanun değiştirdiler, atamaları öne çektiler. Bizler halk olarak bu alışkanlıklarımızdan kurtulmalıyız. Vicdanımızı oya devşirmeyelim. Bütün bu yapılanlar zaten olması gereken ama oya devşirilmek için seçim arifesine bekletilen seçim rüşvetleridir. Ben vergimi tam yatırırken, sigortamı tam yatırırken, yatırmayanları affeden devlet, beni cezalandırıyor. Bu resmen yolsuzluğa teşviktir. Devlet diyor ki; matrahını arttır, vergi incelemesi yapmayacağız. Bir devlet düşünün ki vatandaşına şantaj yapıyor, tehdit ediyor. Bütün bunlar bizim gibi az gelişmiş ülkelerde oluyor maalesef. Beyin göçünde Dünya üçüncüsüyüz. İnsanlarımız neden gavura göçüyor. %10 barajını istikrar sayan AKP bile elinde imkanları olduğu halde bir çok şeyi düzeltmiyor. Uzun iktidar adamı bozuyor. İşte bu yüzden özünüze dönün ve oyunuzu “Ekmek partisi” ne verin. Yoksa diğer iktidarlar 4 yıl sonra sizi bir daha rüşvetle kandırmaya kalkar. Vekilleriniz zaten yok. Hepiniz yalnızsınız. Onların çılgın projeleri, geleceğinizi borçlandırmaktan başka bir işe yaramaz. Siz bunlara sakın aldanmayın. Eskilerin dediği gibi “Ayranı yok içmeye, atla gider çeşmeye”. Siz şimdilik yayan gidin. Elbet bir gün atınız da olur, ayranınız da. 4 yıl sonra…

Yorum Yaz
Arkadaşların Burada !
Arkadaşların Burada !