« Önceki | Sonraki »

24/3/2009

Türkiye'nin Kurtuluşu İçin Türk Milletine Öğütler

29 mart 2009 yerel seçimlerine az bir zaman kaldı. Hemen hemen her yerde siyaset konuşuluyor. İnsanlar kahvehanelerde, iş yerlerinde, evlerde kendi hallerinden ve ülkenin gidişatından yana şikayet eden tartışmalar yapıyorlar. Sorsan hiç kimse halden memnun değil. Ne kendi halinden ne de ülkenin halinden. Peki Çözüm nedir?

 

Çözüm yok! Ben herkese bu soruyu soruyorum. Çözüm nedir? Bunu kimse bilmiyor. Bazıları kendine göre çözüm önerileri sunuyorlar. Ancak önerilenler çözüm mü yoksa daha büyük sorun mu belli değil. Herkes gözünü kapatmış karşı tarafa saldırıyor. Yapıcı eleştiri yok. Eleştiriler hep yıkıcı. Hep kavga ediyoruz. Medeni insanlar gibi kendi halimiz ve ülke için çözüm arayan maalesef çok az. Aslına bakarsanız işin kolayına kaçıyoruz. Gözünü kapat ve eleştir. Elimizi taşın altına koymuyoruz. Aslında bizler kendimizi kandırıyoruz.

 

Ben bu tabloya baktım ve Türk milleti için bir reçete çıkarttım. Aslında yapacağımız şey çokta zor değil. Bir insan önce kendinden sorumludur, sonra ailesinden, sonra da çevresinden. Biz çevresel sorumluluklarımızı yerine getirmiyoruz. Çevremize karşı duyarlı değiliz. Herkes kendi çevresinde olup bitenlere karşı duyarlı olsa sorunların çözümü için ilk adımı atmış oluruz.

 

Çevremize karşı duyarlı olacağız. Nasıl yapacağız bu işi. Yalan söylemeyeceğiz. Başkalarının haklarını çiğnemeyeceğiz. Çok basit bir örnek, İş Bankasına gittiğinizde sıra bileti alırsınız. Ama bir çoğumuz birden fazla numara alır. Farklı işlemler için 2-3 numara alırız. Uyanıklık yaparız. Uyanığız ya biz.

 

Hiç kimse herhangi bir işi için rüşvet vermeyecek. Eğer kendi işim olsun, yada daha çabuk olsun diye, birilerine rüşvet verirseniz kendinizi kandırmış olursunuz. Siz 10 TL verirsiniz işiniz olur. Rüşveti alan 10 kişiden 100 TL toplar. Onu üstü 1000 TL toplar. Yolsuzluklar böylece yukarıya doğru gider. Bir bakmışsınız devlete verdiğiniz vergileri birileri afiyetle yiyor. Siz 10 TL’ye işimi hallettim sanırsınız. Aslında zarar daha büyüktür. Rüşvet konusunda toplumsal bir duyarlılık şarttır. Eğer bu duyarlılığı göstermezseniz, daha çok sürünürüz.

 

Toplumsal bölünmüşlük bizim en temel sorunlarımızdan biri. En basit konularda bile akrabalarımızla, komşularımızla, hatta aynı köyde yaşayanlar bile çok kolay fikirsel ayrılıklara düşebiliyor. Bölünmeye meyilli bir toplumuz. Herkes yaşadığı çevrenin kalkınması için el birliği ile çalışırsa yine sorunlarımızın üstesinden gelebilmek için bir adım atmış oluruz. Eskiden bazı köylerde Adalet parti ile Halkçı partililerin kahvehaneleri ayrıymış. Bugün o insanlar “ne kadar cahilmişiz” diyorlar.

 

Anahtar kelimemiz “duyarlılık”. Herkes çevresine karşı duyarlı olacak. Dürüst olacak. Alavere dalavere yapmayacak. Bazılarımız Türk milleti için şöyle keskin bir özeleştiri yapar. “Biz Türk Milleti olarak bir iş yapacağımız zaman önce o işin üçkağıt yolunu ararız.” Katılan katılır, katılmayan katılmaz. Bizi yönetenlerde de suçlar vardır diyeceksiniz. Ancak bir şeyleri düzeltmeye önce kendimizden başlamalıyız.

 

Hemen hemen herkes, hükümetin politikaları hakkında eleştirel yaklaşımlar sergiler. Ancak bu eleştiriler genelde havada kalır. Çünkü ne konuşulan konu ne konuşulan kişi sorun çözmeye muktedir değildir. Bizler sorunları çözmeye önce çevremizden başlamalıyız. Elimizin uzanamayacağı konular hakkındaki eleştirilerimiz hep havada kalıyor. Çözüm için faaliyet göstermeliyiz.

 

Vatandaş olarak “ben ne yapabilirim” diyeceksin. Yapacağınız şey basit. Yanlış olduğunu düşündüğünüz şeylere müdahale edeceksiniz. Siz yapamıyorsanız temsilcileriniz bunu yapacak. Kimler onlar? 29 martta seçeceğiniz muhtarlar, il genel meclis üyeleri, belediye başkanları. Onlar sizin temsilcileriniz. Hatta kaymakamlarınız, valileriniz. Herkes görevini layıkıyla yerine getirecek. Devletimizden ve hükümetimizden beklentilerimiz hep olacak. Bazı şeylere baktığınızda 10 yıllar boyunca bir değişiklik olmadığını görüyorsunuz. Artık bir şeyleri değiştirme vaktidir.

 

Bırakın artık, kahvehane köşelerinde memleketi kurtarmayı, lafla memleket kurtulmuyor. Siz önce çevrenizi kurtarın. Herkes kendi çevresini temizlerse, rüşvetçilerden, üçkağıtçılardan, dalaverecilerden ve dürüst davranırsa herkes. Zaten sonrası daha kolay olacaktır.

 

İlk adımımız “toplumsal duyarlılık”. Kavga etmeden, kardeşçe. Kısır tartışmalar bu ülkeye hiçbir şey kazandırmadı. Birlik olacağız. Sonra ne bizi özel şirketler soyabilir. Ne bankalar soyabilir. Ne de devlet içinde ki üçkağıtçılar.

EkleBunu Sosyal Paylaşım Butonu

Yorum yaz! :: Arkadaşına Gönder!

1 yorum yazılmıştır

  1. Yazan: isimsiz | Tarih: 2009-04-09 21:14:46
    Konu: herkes kendi çöpünü temizlesin..
    ewet konuşmakla kızmakla bir şeyin halledilemediğini öğrendiğimiz
    zaman ,neler yapabilirizi düşünmeye başladiğımizin anlamına gelir
    www.farkindalik.net

    Bağlantı »

Arkadaşlarım