Yıl 2015, Üçüncü Dünya Savaşına Hazır Olun.

Yeni bin yıl Dünya insanları için yeni bir çağın başlangıcı gibiydi. Bazıları 2000 yılında kıyametin kopacağından bahsetti. Bazıları 2012’de Dünya’nın başına bir felaket geleceğinden. Bir çokları daha iyimserdi yada öyle olmak istiyorlardı. Milenyumla birlikte yeni bir çağa girmiştik ve ben bu çağa “karanlık çağ” ismini vermiştim. Neden bilmem, çocukluğumda gökyüzü daha mavi görünüyordu bana. Şimdi ise o kadar mavi değil.

Milenyum sonrası insanlık bir çok felaketle yüz yüze geldi. Mega boyutta terörist saldırılar. Ülke işgalleri, çatışmalar, savaşlar. Küresel ekonomik krizler. Ve doğa’nın yavaş yavaş, bağıra bağıra ölümünü seyrettik hep beraber. Dünya ölüyordu. Birbirimizi katlettiğimiz gibi Dünyamızı da öldürüyorduk. Atmosferimizi kirlettik. Doğal afetler, iklim değişiklikleri, canlı türlerinin yok oluşu. Bizler Bu Dünya’nın bir parçası olduğumuzu unutarak kendi kendimizin kıyametini hazırladık.

Yıl 2010. Bugünkü tabloya batkımızda Dünya küresel ekonomik krizle boğuşuyor. 2009 yılında batan şirketler yerini 2010 yılında batmakta olan ülkelere bıraktı. Dünya ülkeleri borç içinde yüzüyor. 2008 verilerine göre Dünya ülkelerinin dış borçları.

ABD 12 trilyon 250 milyar $

İngiltere 10 trilyon 450 milyar $

Almanya 4 trilyon 489 milyar $

Fransa 4 trilyon 396 milyar $

Hollanda 2 trilyon 277 milyar $

İrlanda 1 trilyon 841 milyar $

Japonya 1 trilyon 500 milyar $

İsviçre 1 trilyon 300 milyar $

İspanya 1 trilyon 100 milyar $

İtalya 996.3 milyar $

Avustralya 826.4 milyar $

Kanada 758.6 milyar $

Avusturya 752.5 milyar $

İsveç 598.2 milyar $

Hong Kong 588 milyar $

Danimarka 492.6 milyar $

Norveç 469.1 milyar $

Portekiz 461.2 milyar $

Çin 363 milyar $

Rusya 356.5 milyar $

Finlandiya 271.2 milyar $

Türkiye 247.1 milyar $

Brezilya 229.4 milyar $

Güney Kore 220.1 milyar $

Arjantin 135.8 milyar $

Irak 100.9 milyar $

İran 20.7 milyar $

2010 yılını düşündüğümüzde bu borç miktarları daha da yükselmiş durumda. Fransa hariç Akdeniz’e kıyısı olan ülkeler batma noktasına geldi. Yunanistan, İtalya, İspanya, Portekiz zor durumdalar. Daha neler çıkacağı belli değil. Neresinden bakarsanız bakın borç borçtur. Ve borç daha çok borcu getirir. Ülkeler kamuoylarına milli gelir ve GSYH’den bahsederler. Ülkelerin ekonomik göstergelerini bunlar oluşturur. Ama bu göstergeler birer aldatmacadır. Esas olan kazandığından fazla harcayıp harcamadığındır ve ülkenin elde ettiği gelirin ülke vatandaşlarına eşit şekilde dağıtılıp dağıtılmadığıdır. Eğer bir ülkede gelir dağılımında adaletsizlik varsa kişi başına düşen milli gelirin ve GSYH’nin hiçbir önemi yoktur. Elde edilen gelir ülkedeki azınlıklara gidiyor ve dış borcu ülkedeki çoğunluk ödüyorsa bütün hesaplar yalandır.

Ülkeleri yöneten azınlıklar birtakım çıkarlar uğrunu kendi ülke insanlarını borçlandırmışlardır. Serbest piyasa ekonomisi çökmüştür. Dünya ekonomisi 2015 yılına kadar krizden çıkamayacak ve toplumsal olayların ardı arkası kesilmeyecek.

Kendi ellerimizle yarattığımız Küresel ekonomik kriz yetmezmiş gibi birde elimizde Küresel ısınma sorunumuz var. Dünya her geçen gün ısınıyor. Kutuplarımız erimeye başladı. Beraberinde doğal afetler arttı. Doğadaki canlıların dengesi bozuldu. Doğal afetler artarak devam edecek ve kendi cehennemimizi biraz daha ısıtacağız. Küresel ısınmayı engellemek adına ülkeler kılını bile kıpırdatmıyor. Fabrikalar, otomobiller hala zehirli gazlarını atmosfere salmaya devam ediyorlar.

Küresel ekonomik kriz, küresel ısınma. Yanına birde küresel nüfus artışını ekleyelim. Yıllara göre Dünya nüfusu (milyon/milyar kişi).

1000 310 milyon

1250 400 milyon

1650 500 milyon

1700 610 milyon

1750 790 milyon

1800 980 milyon

1850 1.260 milyar

1900 1.650 milyar

1910 1.750 milyar

1920 1.860 milyar

1930 2.070 milyar

1940 2.300 milyar

1950 2.520 milyar

1960 3.020 milyar

1970 3.700 milyar

1980 4.440 milyar

1990 5.270 milyar

2000 6.060 milyar

Bu rakamlara baktığımızda son 100 yılda Dünya nüfusunun katlanarak arttığını görüyoruz. Nüfus artış hızı çok tehlikeleri noktalara gelmiş. Son 100 yılda 2 tane Dünya savaşı gördük. 2 tane küresel ekonomik kriz gördük. Dünya’nın doğal dengelerini yok etme noktasına geldik. Dünya’nın bütün kaynaklarını acımasızca kendi zararımıza kullandık.

Bu kadar baskıyı ne Dünya, ne doğal yaşam, ne canlılar, ne de insanlar kaldırabilir. Bizler kendi kendimizi yok ediyoruz. Ve artık yolun sonu görünüyor. Küresel ekonomik kriz, küresel krizin getirdiği doğal dengesizlikler, insanoğlunun para, güç ve kontrol hırsı yüzünden kendi kendimizi yok edeceğiz. Kıyameti kendi ellerimizle yaratacağız.

Bütün bu unsuzlar insan psikolojini derinden etkileyecek. Dünya’da toplumsal olaylar artacak. Azınlıklar zenginliklerini koruyacaklar. Ancak Dünya’nın büyük bir kısmı sefalete düşecek.

Dünya’nın yeni süper gücü şimdiden belli oldu, Çin. Dünya iki kutba ayrılacak. Bir tarafta ABD, İsrail, Japonya, Güney Kore, Avrupa Devletleri. Diğer tarafta Rusya, Çin, İran, Hindistan.

2015 yılının baharında Dünya yeniden şekillenecek. Nükleer başlıklı füzeler milyonlarca insanın canına mal olacak. Çok kanlı ve çok büyük bir savaş olacak. Nükleer serpintinin etkileri on yıllar boyunca hissedilecek. Bazı ülkeler birbirleriyle savaşta nükleer bomba atılmaması konusunda anlaşacaklar. Ancak ABD, Avrupa ve Rusya nükleerden kaçamayacak. Dünya’nın çok az güvenli bölgesi kalacak. Avustralya, Yeni Zelanda, Kanada’nın kuzeyi, Rusya’nın kuzeyi en az etkilenen yerler olacak.

Savaşı Rusya-Çin ittifakı kazanacak. Dünya’yı bu hale getirmekte birinci dereceden sorumlu olan batı, bir bakıma cezasını çekmiş olacak. Bütün Dünya ülkeleri birbirine olan borçlarını silecekler. Yeni bir düzen kurulacak. Dünya nüfusu 5 milyara düşecek. On yıllar boyunca sakat çocuklar doğacak.

Sonrasında insanoğlu akıllanır mı bilinmez. Ama Tanrı bize bir şans vermezse, savaştan kurtulanlarımızı doğa yok edecek. Buna isterseniz kıyamette diyebilirsiniz. Kendi ellerimizle hazırladığımız kıyamet.

Yorum Yaz